MANŞET

Muhteşem padişahlar!

Reşit Resuloğlu - Dik Açı

Reşit Resuloğlu - Dik Açı

E-Posta : resit-resuloglu@t-online.de

 Sayın okurlar, gelin bugün de birlikte, Osmanlı devri saraylarının karanlık ve esrarlı koridorlarında dolaşalım. Yazımın başında yine bir gazete haberine değinmeden geçemeyeceğim: Bursa’lı bir vatandaş, Muhteşem Yüzyıl dizisinden etkilenerek, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa hakkında „halkı kin ve nefrete sürüklemek“ ve „Şehzade Mustafa’yı, azmettirerek boğdurmaktan“ Cumhuriyet Savcılığı nezdinde suç duyurusunda bulundu. Şüphelilerin adresinin Topkapı Sarayı olarak verildiği duyuruda bu yurttaş ayrıca Şehzade Mustafa’ya da otopsi yapılmasını talep etti...(Cumhuriyet gazetesi; 15 Şubat 2014).

 

Kendi tarihini öğrenmek için TV serilerinden medet uman bir toplumu gerçeklere yönlendirmeye çalışmak bayağı önemli bir uğraş olsa gerek. Söz konusu TV serisinin yayınlanan ilk bir-iki bölümünden sonra, adlarının önünde iddialı Prof. ünvanları bulunan bilim (!) adamlarının, TV ekranlarında, senaryo gereği canlandırılan dünya Hünkarı Sultan Süleyman’ın aslında çok yanliş tanıtıldığını, şanlı Osmanlı tarihinde yer alan ecdadımıza kötülük yapıldığını, bu büyük devlet adamının, harem köşelerinde cariye kovalayan bir erkek olarak gösterilmesinin vatan hainliği olduğunu, ağızlarından tükürükler saçarak, büyük bir kızgınlıkla anlattıklarını izlerken küçük dilimi yutacaktım neredeyse.

 

Bakın gerçek tarih adamları, yaptıkları araştırmalarda, Osmanlı Padişahları için neler yazmışlar.

 

1.      Daha "Kanuni“ ünvanını almadan bütün kardeşlerini öldürten Sultan Süleyman oğlancıydı. Şehzadeliği zamanında tanıdığı  bir rum gencine aşık oldu. Bu genç ayrıca çok iyi keman çalıyordu. Genç şehzade günlerini, İbrahim adını verdiği bu oğlan ve gözdelerinden olan Anna ile birlikte geçiriyordu. Süleyman, İbrahim ve Anna (Mahidevran Sultan) arasindaki bu  aşk üçgenine daha sonra Hürrem de (Roxalan) katıldı. Hünkarın hayatında çok önemli bir yere ulaşmış bulunan İbrahim sadrazamlık görevine getirildi. Entrikalarıyle tanınan Hürrem ne yaptı etti, önce Anna’yı Hünkardan uzaklaştırdı, daha sonra da İbrahim’in Hünkar tarafından boğdurulmasını sağladı. Dostu İbrahim’e, onu hayatta hiçbir zaman öldürtmeyeceği sözünü veren Süleyman, bu sözünden dönmenin bir yolunu da şöyle buldu: din adamlarından aldığı fetvada, kişinin uyurken „hayatta sayılmayacağı“ öne sürüldüğünden, cihan padışahı Süleyman, gözdesini uyurken boğdurdu…Ayrıca, tüm dünyayı titreten bu ulu Hünkar, geceleri uyurken, yatağının etrafinda koruyucu nöbetçiler bekletirdi. Tüm Osmanlı halkı ve yeniçeri tarafindan çok sevilen en büyük Şehzade Mustafa’yı kendine rakip görüp öldürttüğünü, sağ olsun, TV serisi sayesinde öğrendik (Kaynak: Lord Kinros, I. Metin An).

2.      Padişah III. Osman içki ve uyuşturucu tutkunuydu. Kadınlardan nefret ettiği için, sarayda ve bulunduğu  diğer bölgelerde kadınların dolaşmasını yasaklamıştı. Ayakkabılarının altina çaktırdığı altın parçalarının yürürken çıkardığı sesleri duyan kadınlar hemen ortadan yok olurlardı. Tüm diğer Osmanlı padişahları gibi, gençlik yıllarını bir odada kapalı ve devamlı ölüm korkusu içinde geçirdiğinden akli dengesi bozuktu (Kaynak: Ali Kemal Meram).

3.      Deli Ibrahim, ismi gibi, zır deliydi. Ağabeyi IV. Murat, tüm kardeşlerini öldürtmüş, deli olması nedeniyle, bir tek İbrahim’i sağ bırakmıştı. IV. Murat’ın ölümü üzerine İbrahim, yıllardır kapatılmış bulunduğu odasından zor kullanılarak çıkarıldı ve tahta götürüldü. Ağabeyinin öldüğüne inanmıyor, bu oyunla idam edileceğini sanıyordu. Kısa süren saltanatı süresince seks partileri ve oyunları en önemli uğraşı oldu. Aklını iyice yitirdiğinde, İmparatorluğun en şişman kadınını yanına istedi. Kulları, yerinden kalkamayan bir ermeni kadınını padişaha getirdiler. Onunla son yıllarını birlikte yaşadi (Kaynak: M. Çağatay UluÇay).

4.      Sultan I. Mustafa tımarhanelik deliydi. Eğlenmek  için havuzdaki balıklara altın atardı. Sarayda odaları dolaşıp, öldürülmüş olan yeğeni Sultan Osman’ı arar, yerine tahta çikmasini isterdi (Kaynak: Joseph von Hammer; Reşat Ekrem Koçu).

5.      Sultan Abdülaziz kültür ve müzikten nefret ederdi. Sarayın tiyatrosunu ahır yaptırdı ve kendini kuşculuğa verdi. Dövüştürmek icin horoz ve köpek beslerdi (Kaynak: Prof. Enver Ziya Karal).

 

Değerli okurlar, beş yüzyil boyunca  İmparatorluğu yöneten Osmanlı sülalesinin Sultanlarını anlatmaya bu satırlar yetmez. Saltanatlarını kan ve vahşetle sürdüren bu devlet yöneticileri, tarihin sayfalarina sevap ve günahlarıyle geçtiler. Hükümdarlık ettikleri çağlarda tabii ki bugüne uymayan değerler ve kurallar geçerliydi. Vurgulamak istediğim en önemli nokta şudur: Osmanlı Tarihi, bizlere ve çocuklarimiza, okullarda öğretildiği gibi değil. O dönemlerin gerçekleri – neden korkuluyorsa – devamlı göz ardı edilmiştir.

 

Kendi tarihinin gerçeklerini inatla öğrenmek istemeyen toplumumuzda bugün „Osmanlı yeniden diriliyor, Allah’ın izniyle“ diyebilecek yöneticilerin varlığını  (İ.M. Gökçek, Sözcü Gazetesi, 27.02.2014) hangi toplumsal gelişmeye bağlamak gerektiği sorusunu kafamda bir türlü çözümleyemedim.


İzlenme: 657
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR