MANŞET

Türkler Birbirinin Kurdudur‏

Metin Cangör

Metin Cangör

E-Posta : metincangor1@hotmail.com

Bu başlık eski bir Alman atasözü, yeni değil ama bence bugün dahi geçerli.  Gidin istediğiniz bir devlet dairesine veya özel sektöre 2 dakika sonra aynı yere bir Fransız, Alman veya bir yabancı gitsin bakın ayrı ayrı yapılan muameleye. Türke ''Sen'' diye küçümseyerek hitap etmek ve  en kısa yoldan bir eksik arayıp bulup gönderme, yabancıyı ise eksiği varsa orada kapattırıp işini bitirme. Buna misafirperverlik deniyor !  

Avrupa ve Amerika ise tam tersine önce kendi vatandaşı...

 Hiç abartmıyorum hemen her yerde bu böyle. Kardeşler, akrabalar arasında bile kavga, sürtüşme, dedikodu var.

 Türklerin birbirlerine genetik bir gıcığı olmalı. Her yerde kavga ve sürtüşme... Adam hiç görmediği, tanımadığı insanlara küfür ediyor. Aslında bu gıcıktan çok ruhi bir hastalık. 

Büyük Millet Meclisine bakıyorsunuz orda da kavga var, yumruklar konuşuyor, kitaplar fırlatılıyor. 

Maça gidiyorsunuz adam mutlaka emek vererek kazandığı cebindeki bozuk paraları tribünden futbolcunun kafasına atıyor, içmek için satılan su şişelerini atıyor. Bu ne düşmanlık, bu ne gaddarlıktır?

 Güvenlik veya arka planda polis olmasa sahaya girip futbolcuyu da, hakemi de dövecekler belki de linç edecekler. Bir vatandaş acı çektiği zaman diğeri sanki memnun oluyor, hıncını çıkartıyor gibi...Futbol Federasyonu da sahaya madde atan, küfür eden binlerce insana kızıyor belkide kinleniyor, hemen seyircisiz maç cezası veriyor ama işin insani yönünü, nedenini, niçinini düşünmüyor...

 Almanların taktığı isim ''Türkler birbirinin kurdudur'' cümlesi yanlış değil, konuşmalardan bile hissediyor, nereye bakarsanız görebiliyorsunuz.

 Bu gibi durumlar ve psikoloji hep yenilerini üretir yani salgın halindedir, bulaşır. Nitekim eskiden maçtan sonra kolkola Beyoğluna gezmeye çıkan Fenerbahçeli ile Galatasaraylı bugün polis kordonu arasında sahadan ayrılabiliyor veya birbirinin sahasına gidemiyor. Salgın yayılıyor, ilerde daha büyük hadiseler olana kadar bekliyoruz, her zamanki gibi olunca düşüneceğiz. 

 Bu salgın din ile, iman ile, dualarla, okumak ve üflemekle geçmez ve düzelmez, bu insanların içinde diğerine beslediği çoğalan bir kindir ve zaman zaman açığa çıkar. Dünya tarihinde birçok topluluk bu nedenle millet ve devlet olamamışlardır. Eğer Atatürk'ün birleştirmesi ve ülkeyi kurtarma başarısı olmasaydı Türkiye'ninde parçalara bölünmesi kaçınılmazdı.

 Burda devlete düşen en önemli görev sokaklarda halka gaz sıkmak veya cezalandırmak yerine, onlarla konuşup tatmin etmek, ülkesini sevdirmek, devletin insan ayırımı yapmadığını ispat ederek Adaleti en iyi şekilde çalıştırmak, dolayısı ile insanların birbirini sevmesini ve saymasını sağlamaktır. 

 Aksi halde gün gelir öyle kalabalıklar oluşur ki, gaz filan tesir etmez.

 

 


İzlenme: 734
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR