MANŞET

Mevlana Harikası

Metin Cangör

Metin Cangör

E-Posta : metincangor1@hotmail.com

Sevgili okurlar 1200 lü yıllarda doğmuş olan Mevlana'nın o zaman yazdıkları tercüme edildiği yerlerde dahil olmak üzere bugün ''şahseser'' olarak adlandırılıyor.

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

 Işığı gördüm, korktum.

Ağladım.

 

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..

Ağladım.

 

Yaşamayı öğrendim.

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

 aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu

öğrendim.

 

Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla...

Zamanla yarışılmayacağını,

zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

 

İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

Sonra da her insanın içinde

iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 

Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi...

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu

öğrendim.

 

İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu. ..

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

 

 Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni

aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

 

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

Sonra da ekmeği hakça bölüşmenin,

 bolca üretmek kadar önemli oldugunu öğrendim.

 

Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra...

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

 

Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi...

Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

 

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine inandım.

 

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

olduğunu öğrendim.

 

Namusun önemini öğrendim evde...

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;

 gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el

sürmemek olduğunu öğrendim.

 

Gerçegi öğrendim bir gün...

Ve gerçegin acı olduğunu...

Sonra kararında acının, yemeğe oldugu kadar hayata da

lezzet kattığını öğrendim.

 

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının

 hayatı tadacağını öğrendim.

 

Ben dostlarımı ne kalbimle, ne de aklımla severim.

Olur ya ...

Kalp durur ...

Akıl unutur ...

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur ...

 

MEVLANA


İzlenme: 757
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR