MANŞET

HASTANE KEPAZELİĞİ

Metin Cangör

Metin Cangör

E-Posta : metincangor1@hotmail.com

Sevgili okurlar Tıp Fakülteleri doktor yetiştirmek içindir, işletmeci ve yönetici yetiştirmez önce bunu kafamıza sokmalıyız. Dünyanın hiçbir çağdaş ve ileri ülkesinde doktorlar hastane yönetmez, kendi işi olan tanı ve tedavi ile uğraşır. Hastaneleri işletmeciler yönetir.

 

Geçen gün yakın bir dostumun bir sıkıntısı olduğu için moral vermek sebebi ile İzmire gittim. Kendisi Tıp Fakültesi hastanesinde bir Profesöre görünmek istemiş bin bir zorlukla bir sekreter veya hemşire ile konuşuyor. Eğer 1500 lira vermesi halinde Profesörün özel olarak ameliyat yapacağını ayrıca 200 lira da vizite ödemesi gerektiği söyleniyor.

 

Kabul ediyor ve 200 TL ödeyerek tam 4,5 saat beklemeden sonra Profesör beyle görüşmeye muvaffak oluyor.

 

Profesör bey "küçük ve büyük dağları ben yarattım" edası ile kendisine gösterilen kağıtlara bakıyor, birkaç kelime söylüyor ve hastayı gönderiyor. Profesör bey mekanik biri, herhalde artık otomatikleşmiş ve sabahtan akşama kadar ameliyat yapıyor. Hasta olarak karşısına gelenleri de dağdan inme cahil olarak görüyor çünkü kendisi tam megaloman.

 

Neyse bizim arkadaşa gün veriliyor ameliyatı için ama saat yok, sabah erkenden gel, kan ver, anestezist ile konuş akşama ameliyat yapılır diyorlar. Bende İzmir’e gelmiş olduğum için birlikte gittik.

Anam, anam, anam hayatımda böyle bir hastane 2 milyar nüfuslu Çin'de bile görmedim. Tam İstanbul trafiği gibi, arap saçı.  Heryer kuyruk, ana baba günü. Buraya inanın sağlam gelen hasta çıkar.

Bende yoruldum beklemekten ve bir yer buldum oturacak ve biraz dinleneyim dedim. Yanımda bayağı yaşlı bir adamla konuşmaya başladık. Kendisi eski bir banka yöneticisi imiş ve hastanede torunu hemşire çalışıyormuş onu görmeye gelmiş ama kadının işinden dolayı daha görememiş. Bana döndü "Efendim ne arıyorsunuz burada burası utanç verici gidin .....hastaneye orası da SGK anlaşmalı ama tertemiz üstelik orda da Profesörler var" dedi.

Bu sırada anestezist bey ameliyattan çıktı ve sıra bekleyenlere doğru "bugün başka ameliyat yapılmayacak, yeniden randevu alın" demez mi...Tam o sırada birkaç laf söylemenin bile çok olduğunu düşünerek üzgün arkadaşıma "kalk gidelim bak .....hastanede de senin SGK geçerliymiş" dedim. O da sevindi ve telefonunu bularak bu özel hastaneye telefon ettik. Önce çağrı merkezi ile çok profesyonelce konuştuk. Hemen ertesi gün saat 10:30 randevu aldık ve gidip 200 TL verip Profesör ile konuştuk. Bu şahısta Tıp Profesörü ama fevkalade moral verici ve yapıcı üstelik bir doktora yakışan güler yüzle konuştu ve her şey olması gibi yapıldı. 

(Anlaşılan bütün Profesörler kompleksli değilmiş...) Aynı gün akşam özel hastaneden arkadaşıma mail ile değerlendirme formu yollamışlar, hatalarımız varsa bildirin diye.

Şimdi düşünüyorum Üniversite veya Devlet Hastanelerinde siyasi liderler gidip her gün yaşanan durumu acaba gördüler mi? Bu şahıslar bu görevlere silah zoru ile getirilmediler, görevi kendileri kabul ettiler ve bu devletin memurları. O zaman diğer SGK hastaları kabul eden Özel Hastanelerden farkları nedendir?

 

Evet, tek fark Hastane yönetiminin tamamen yanlış olması. Doktor işini mi yapacak, yoksa hastane mi yönetecek? Yoksa kendinin işi çok diye hademe veya hastabakıcı mı hastaneyi yönetiyor? Çok ağır cezasını hasta ve tedaviye mühtaç halk çekiyor. Aslında Muhalefet Partisi için bulunmaz Hint kumaşı ama neredeeee....

Hem görsel, hem yazılı basının da esas görevi bu olmalı Ben televizyoncu olsam tüm ülke ve yöneticileri gözleri ile görsünler diye koyar kamerayı bu tip hastanelerden canlı yayın yapardım.

Kanuni Sultan Süleyman bile 500 sene evvel ''Olmaya Devlet Cihanda bir nefes sihhat gibi'' demiş ama maalesef hala anlamamışız bir de referandum ile uğraşıyoruz.


İzlenme: 402
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR