MANŞET

FIKRALAR

Metin Cangör

Metin Cangör

E-Posta : metincangor1@hotmail.com


İngiltere'yi gezmek isteyen Temel, İngilizce bilmediğinden arkadaşı Dursun'a sormuş:

- Ula Tursun, İngiltere'ye cidince onlarla nasıl anlaşacağum da?

Dursun Temel'e akıl vermiş:

- Bak uşağım, konuştiğun her cümlenin sonuna "ing" koy, onlar senin ne demek istediğuni anlarlar.

Temel İngiltere'ye gitmiş ve soluğu bir cafede almış. Dursun'un verdiği aklı uygulamak isteyen Temel, garsonu çağırmış:

- Sen bana bir çay getirebiling?

Bunu duyan garson, çayı hemen getirmiş.

Temel garsona sormuş:

- Bak, ben ne güzel ingilizce konuşuyoring değiling?

Garson cevabı yapıştırmış:

- Ben Türk olmaying, sen nah içerdin çaying!..

 

*****

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunuyormuş. Birden yağmur bastırınca, bunlar da hemen yakındaki bir arazi evine sığınmışlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz evden ayrılmış. Bunlar ev sahibini beklerken, dikkatleri soba üzerinde toplanmış. Soba yerden 1 metre yukarda, altındaki dizili taşların üzerindeymiş. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair, kendi aralarında tartışmaya başlamışlar.

Kimyacı:

- Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.

Fizikçi:

- Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.

Jeolog:

- Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan, herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak, yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.

Matematikçi:

- Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.

Antropolog:

- Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle, sobayı yukarıya kurmuş.

Bu sırada ev sahibi gelmiş. Ona sobanın yukarda olmasının nedenini sormuşlar. Adam demiş ki:

- Boru yetmedi!..

 

*****

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememiş. Bakan ne yaparsa yapsın, basın mensuplarına bir türlü yaranamıyormuş. Basının kendisiyle uğraşması bakanın canına tak etmiş, kendi kendine "Öyle bir şey yapayim ki; gazeteciler mat olsun" diye düşünürken, aklına parlak bir fikir gelmiş. Bakanın bazi özel yetenekleri varmış, bu yeteneklerinden birini kullanarak basın mensuplarını etkilemeye karar vermiş. "Bakan, pazar günü saat 10:00 da denizin üzerinde yürüyecek." diye hemen bir basın bildirisi yayınlamış.

Pazar sabahı saat 10:00 da tüm basın mensupları bildiride belirtilen yerde toplanmışlar. Bakan gelmiş ve elindeki bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başlamış. Basın mensupları şaşkınlıkla bakarken, bakan denizin üzerinde yürüye yürüye karşı kıyıya geçmiş.

Fakat ertesi günün tüm gazetelerde şu başlık varmış: "Bakan yüzme bilmiyor!.."

 

*****

Temel dünya turuna çıkmış ve yolu Kanada'ya da düşmüş. Kırk yılda bir Karadenizde hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünmüş. Temel hemen buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenerek işe koyulmuş, tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulmuş:

- Oğlum, burada balık yok!..

Temel az öteye gidip, tekrar buzu kıracakken ses yine gürlemiş:

- Burada balık yok dedim sana!..

Temel'in eli ayağı titremeye başlamış, korka korka seslenmiş:

- Tanrım, sen misin yoksa?

Ses yeniden duyulmuş:

- Hayır , ben buz hokeyi stadının spikeriyim.


İzlenme: 203
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR