MANŞET

6-7 EYLÜL 1955‏

Metin Cangör

Metin Cangör

E-Posta : metincangor1@hotmail.com

Sevgili okurlar 6-7 Eylül 1955 tarihi Türk tarihinde kara bir lekedir. İstanbul'da Amerikan Kültür Merkezi caddeye bakan pencerelerinde Kıbrıs'ta banyo'da şehit edilen Türk Binbaşı'nın çocuklarının resimlerini koydu. Bu büyük bir infial yarattı. Zaten ''Ya taksim, ya Ölüm'' sloganları atan halk birden daha fazla dolduruşa geldi. Kimse bu resimler doğru mu, fotomontaj mı diye düşünmedi.

Taksim'de oturuyordum Atatürk anıtına en fazla 100 metre uzakta. Pencereden bakınca bir takım insanların ellerinde yaklaşık 1 metre boyunda soyulmuş odunlarla Taksim Meydanına doğru yürüdüklerini gördüm. Hemen aşağıda dolapdere'de çingeneler otururdu ve sık sık kavga çıkardı aralarında. Ben de yine onların bir kavga hazırlığı sanarak üzerine düşmedim.  Ama aradan geçen yarım saat içinde onlarca genç ellerinde odunlarla geçince şüpheye düştüm. Evde izinli olan yeğenim Yedeksubaylığını yapmakta idi birlikte sokağa çıktık görelim diye.

Taksim Meydanı insan dolu idi, İstiklal Caddesinde belki onbinlerce insan vardı ve dükkanları yıkıyorlardı. İçindeki eşyaları sokağa atıyorlardı.

Top top kumaşları tramvaylara bağlayıp yırttırıyorlar büyük ses çıkarıyorlardı. İstiklal Caddesinde yerdeki taşlar görünmüyordu. En ufak abartma yoktur.

Bir ara bir gurup geldi ''biz adaya gidiyoruz Lefteri koruyacağız'' dediler ve koşarak gittiler.

Ellerinde Rumların listesi vardı ve onların dükkanları yağmalanıyordu.

Bir ara haber geldi Balatta Papazı sünnet etmişler ve fıçının içine koyarak denize yuvarlamşlar. Tabii çeşitli dedikodular yapılıyordu doğru veya yanlış olduğu belli değildi.

Büyük bir curcuna ve Türk olmayanların büyük bir yaşam korkusu verdikleri gün ve gece.

Ertesi gün İstiklal Caddesi berbat bir haldeydi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes siyah bir Amerikan arabası içinde gözlerinde siyah güneş gözlükleri ile oradan geçtiler, etrafa baktılar. Tabii koruma durumu şimdiki gibi değildi çok rahattı.

Bu hadiseden sonra yavaş yavaş Rumlar İstanbul'dan gittiler. Okul arkadaşlarım herşeylerini satıp gittiler, Rum asıllı sporcular gittiler. Evlerini veya mallarını ucuz ucuz satıp bir şekilde canlarını kurtarmak gayesi ile Türkiye'den ayrıldılar.

Zaten o zamandan itibaren Türkiye'de lokantalar halka kazık atmaya başladı çünkü o zamana kadar Rumların elinde idi ve Yunanistan'daki fiyatlar vardı.

İstanbul'da ki meşhur Çiçek Pazarı bile hemen hemen tamamen Rumların elinde idi. Onlar en iyi ve makul şekilde yönetirler, kadın akordeoncular insanları neşelendirirdi.

Geçende bir eski arkadaşım araştırma yapmış ve Onbinlerce Rum'un yaşadığı İstanbulda 1000 altında çok az Rum kaldığını üzülerek anlatıyordu.

Rumlar İstanbul'un hem kültür, hem de sofra zenginliği idi. O zaman iletişim bugün gibi olmadığından Televizyon, cep telefonu, yoktu, telefonda bile çevir sesini bazen saatlerce beklerdiniz. Herşey yazılı basından öğrenilirdi.

6-7 Eylül Türkiyenin kara bir lekesidir.  


İzlenme: 356
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

MUĞLA - HAVA DURUMU

MUGLA

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ