MANŞET

YÜREKLERİMİZE DOKUNAN ÖYKÜLERİN KADINLARI

Hatice ALTUNAY

Hatice ALTUNAY

E-Posta : marmarismanset@hotmail.com


      Arkadaşım Gülseren Aktaş’ın  ilk kıvılcımla  “Kadın,Çocuk,barış “ olarak şekillendirdiğimiz öykü seçkisi önerinde müthiş heyecan  kaplamıştı yüreğimi. Kadın olarak çocuklarımızın huzuru, barış içinde yaşaması için gövdemizi siper etmiyor muyuz?Bir anda aklıma geliveren konu başlığı mahallemizde sırtında bez bebeği ile aramızda yaşayıp giden  adı deliye çıkmış ,Emine Teyzemizdi. O geldiği zaman nedense çocuklar tez elden  evden uzaklaştırılırdı. Evladını alevlerin arasına dalma pahasına da olsa kurtaramamıştı. Gurbette çalışan baba kadını suçlamıştı,boşanmışlardı. Kadının tek başına çileli hayatı aramızda yaşayıp gidiyordu.O zaman çocuk aklımla  ders çıkarmıştım bu hazin öyküden.

    Gülseren Aktaş arkadaşımın önderliğinde Bay Genç Yayınları Arslan Bayır’ın basımını gerçekleştirdiği bu seçki başta kapak hazırlığı ,her bir yazarımızın fotoğraflarıyla bezeli oluşu beni çok ısındırmıştı seçkiye.Yüreğe Dokunan Kadınlar adlı seçki kitabında yer alan yazarlarımız: Gülseren AKTAŞ, Hatice ALTUNAY,Nermin AYDURAN, Rabia BARIŞ, Sehemur  BOZKURT, Nevra ÇAĞLAYAN, Arzu Yılmaz DAĞDEVİREN,Zeynep FUNDA,Nuriz GÖKMENOĞLU, Meral KutluğİLSEVER,Neslihan Kanuncu SEÇKİN, Sevin SEZGİN, Kezban Tahsin TAYSUN,Rümeysa Hilal TONBUL,Asuman TORAMAN,Rabia TUTKUN,Zarife Tuğçe USLU   olarak sıralanırken toplamda on yedi kadın yazar yüreklerimize dokunan ,romantik, hazin, hüzün ,direngen,katran karası yazgılı,vb duygular içinde öyküler dökmüştür yüreklerimize.

     Yüreğe Dokunan Kadınlar adlı seçki kitabımız elime geçer geçmez ,uzun bir yolculuk içinde döne döne birkaç kez okumuştum araya giren etkinlikler,malum yaşadığımız darbe kalkışması tüm enerjimi alıp götürmüştü.Nermin Ayduran’ın  sımsıcak duygularla donanımlı yazısını görünce , birincil yürek izlerimi yeniden anımsadım. O kadar yüreğime izler bırakan çarpıcı öyküleri kaleme almadan edemezdim.

     Bir Yudum Kahve öyküsünde olduğu gibi bir yudum kahveyle dökülecek nice yalnızlıklar,dostluklar…”Bir yudum kahve bin nefestir.” Aslında.Umuda Dokunan El, öyküsündeki gibi  umut  dokunuşları  olsun hayatımızda. Adımızı kadere teslim etmeyelim. Bendenizin yazdığı bu iki öyküde yanı başımda ,hayatımda çerçevelenen hayatlara dokunmadan geçemedim.Gördüm ki kadın yazarlarımız da aynen öyle yazmışlar sımsıcak öykülerini.Şefika Teyze adlı öyküde Nermin Ayduran yaşamın gri renklerinde küçük sevinçler çırpıştırır. “Elbisesinin gri renklerden oluşmasına hiç şaşırmadı sonra. Hayatı da hep griydi aslında.”Aldanışlar içinde bile bile aldanışlar içinde yaşar yalnız bir kadın.Adı Gülbahar,kendisine bahar olamayan hayatın içinde kayıp gider.Rabia Barış kadının gurbette ezilişini ve hazin öyküsünü anlatır.Sehernur  Bozkurt Ruhu Büyüyüp Kadın Olunca adlı öyküsünde Çocuk yaşta kirletilmiş bir bedenle savaşı ve yaşama tutunuşu  genç bir yazar  tarafından çarpıcı gerçekçiliği içinde aktarılışı…”Başaran tüm kızlar senin gibi bir anne babası olduğu için başardı. Belki de tüm başaramayanlar sahipsizliklerinden kaybetti.”yorumuyla ailenin varlığını, ailenin evlatlarına sahip çıkmasını vurguluyordu.

   Yüreğe Dokunan Kadınlar seçkisinde belirtmeliyim ki genç kalemlerden,usta kalemlere  değin her yürekli kadının öyküsüne yer verilmiştir. Genç kalemlerin aşırı gerçekçi, çarpıcı dili beni hayran bırakmıştır, mutlu etmiştir.Kaldığım yerden izlenimlerimi aktarıyorum.Nevra Çağlayan arkadaşımızın  yüreklerimizi hoplatan,derin sızılar bırakan Şilan’ın Öyküsü .Töreye boyun eğmek istemeyen,Murat nehrini kapılıp giden sevda…”Hiç konuşmuyorlardı. Delice çarpan yürek atışlarını bastırmak istercesine, sıkıyorlardı ellerini.”Arzu Yılmaz Dağdemir’in öyküsü belelğimi yerinden oynatan naturalizmin sınırlarını zorlayan bir öyküydü.Bana gazetelerde okuduğum, haberlerde dinlediğim tek yönlü yargılanan kadın katilleri derin yataklı bir nehrin içinde çığlık çığlığa sesini duyuran en çarpıcı öykülerden biri diyebilirim.”Kimse yazık çocukluğuna demedi,kimse yazık canının acıdığına demedi,kimse dayaktan çürümüş küçücük bedenine,nasıl dayandın diye sormadı,cani diye bağırıyordu birileri.”Zeynep Funda Kubbedeki Sır adlı öyküsünde bir iç sesleniş,bir kırılmışlık bir suskunluk içine çeker bizi öyküde kendimizi başka dünyanın içinde buluruz.

     Yüreğe dokunan öykülerde kadın konusunun irdelenmesinde mucize dokunuşlar, romantizmin dorukları görülemiyor nedeni de malum ülkemizde çocuk gelinler,kadına reva görülen eziyetlerin artışı, cinsel istismar,gittikçe tırmanan töre algısı vb yetmiyormuş gibi aile içi şiddetin boyutları dudak uçuklatıyor.Öykülere dönüyorum yine.Nuriz Gökmenoğlu’nun Acımasız Hayat adlı öyküsünde masumluğu alınmış,kötülüğün içinde sürüklenmiş yaşamda sevginin kanayışı  okuyanı etkiler.Meral Kutluğ İlsever  Hayatın Kenarında adlı öyküsüyle beni derinden etkilemiştir.Çocukça,masumca bir sevgi  kimsesizlikten çıkış  sıcacık ev,yuva ararken, acımasız gerçeği öğrenir hoşlandığı genç tüm aileye bakıcı gelecektir çünkü anası hastadır.Sevgi boşlukta kalakalır.”Başı önünde,onlar bana bakmaz Müdür Bey,Bu bizim oralardan bir gariban benim gibi,annemlerle yaşayacağız.” Hayaller başka gerçekler başkadır hayatta. Ne tesadüftür ki benim öyküm de yazar arkadaşımın öyküsü de yetiştirme yurtlarıyla kesişir. Hayatın cilvesi işte!.. Neslihan Kanuncu Seçkin Gücün Rengi Sevgi adlı öyküsüyle bir annenin çocuğuna olan sevgisiyle olanaksız görüneni nasıl başardığını dillendirir.”Çaresizlik ve kızının özgüvenini zedeleme korkusu sarmıştı her yanını başka bir şey düşünemiyordu.”

Sevin Sezgin Yitik Yaşamlar adlı öyküsüyle yüreğimizi derinden sarsar.Kirlenmişlik olgusu üzerinde yüreğimiz yeniden sızlar.”…Asıl kirlenenler sana bu kötülüğü yapanlar,sana inanmayanlar… Kirlenen sen değilsin;kirlenen bizim vicdanlarımız.Çocuklarımızı koruyamıyoruz ne yazık ki…” Sultan’ın dizeleri acının özütüdür .”…Dilsiz acılar çekmişim/Sessizce ağrımış  yüreğim /Sızım sızım…/Ne bir sevinç,ne bir umut,/Elimde kalan onlarca hüzün.

Kezban Şahin Taysun kendisiyle fırtınalı yağmurlu bir günde ,Bornova Down Cafe’de yapılan imza ve söyleşi etkinliğinde tanışmıştık. Bir iletimle çıkıp gelmişti.Arkadaşımın Kuşlu Konağın Kapı Tokmağı   adlı öyküsünde sevinci kursağında kalan kadının umarsızlığı dile getirilir.”Dönemedim evime.Kısa zamanda aç gözlü canavar bir şehrin dişine takılan bir yemek kırıntısı oldum.Cepheleri inceliklerden yoksun gökdelenler arasında yönünü kaybeden barınaksız aç kuşlar gördüm.Onlar her zaman olduğu gibi en iyi arkadaşım oldular…”

Rümeysa Hilal  Tonbul genç bir yazarımız.Kısacık öyküsünde insan ilişkilerini gözlemci ve ilahi bakış açılarıyla analiz ediyor. Bu Kadın adlı öyküsünde kadına yönelik işaret sıfatını sorgulamayı ihmal etmiyor. “Beynim  bin bir türlü kurgu uyarlıyordu. Bu kadar iyi iç güdüleri olan,her kelimesinde bir tecrübe taşıyan bir varlık: Bu kadın.Sanki hayat hikayesi bambaşkaymış gibi geliyor artık.” “ Her zaman bu izi aşkla,canla taşıyacağım.”

Haydarpaşa Garı Kadıköy Kitap günlerinin koordinatörü olarak Gülseren Aktaş arkadaşım tarafından tanıştırılan yazar arkadaşım Asuman Toraman bende iz bırakanlar arasında.Sevgi Bitmiş miydi? Adlı kısacık sımsıcak öyküsünde aldatmak vardır ;aslında kim kimi aldatır ikili ilişkilerde.”En başta direniriz.Kendimizi vazgeçilmez sanırız. Eşlerimiz değişmeden aynen evlendiğimiz günkü haliyle kalmasını isteriz.Zamanı durdurabileceğimizi zannederiz.Oysa zamanı durduramayız. Durdurmamalıyız da zaten. Bilgelik ve tecrübe insanı olduğundan farklı birine dönüştüremez.İnsanı olduğundan farklı birine dönüştüren tek şey “sevgi”dir.”

Rabia Tutkun genç kalemlerimizden,oldukça akıcı bir dili var. Yolculuğum sırasında bir solukta okuduğum,bir ananın evladını bulamayışının,kentin içinde kimsesinin olmayışının hüznü ne güzel anlatılmıştır.Buna benzer ne öyküler yaşanmaktadır farkında olmadan çaresizlik içinde.”Boşu boşuna taşıdığımı düşündüğüm şu açılmadan geri götürdüğüm ağır torba.Sabahkinden daha ağırdı.ama asıl ağırlık sanki ikimizin de yüreğindeydi sanki.”

Zarife Tuğçe Uslu ‘nun öyküsü benim çocukluk  yıllarım gibi okumak için çırpınışlarımla koşut başlayış hüzünlü biten bir öykü.Yoksulluk,çaresizlik ve yanına cehalet eklenince kadının çilesi büyüyor ne yazık ki…”Annesi gözlerini aralayıp, can havliyle son sözünü söyleyebilmişti.”Kızım demişti hayatımda mutluluğu hissettiğim ilk gün ortaokula kaydolduğum gündü,en mutlu olduğum  gün ise seni kucağıma ilk aldığım gün. Sen de okudun büyüdün, artık çocukların olacak,tek istediğim şudur ki  okut onları kızım.”

    Yüreğe Dokunan Kadınlar öykü seçkimiz bir çoğumuzun yüreğine dokunacak.Katılan yazarlarımızın emeğine,yüreğine sağlık. Okuyucusu bol ,yolu açık olsun.


İzlenme: 977
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR