MANŞET

BİR “YAŞAR”DIR BİR YAŞAMAZ BU ADADA…

Hatice ALTUNAY

Hatice ALTUNAY

E-Posta : marmarismanset@hotmail.com

      75 Yıl Mesleki Anadolu Teknik Lisesi öğretmen arkadaşlarımın düzenlediği Rodos gezisine büyük bir heyecanla katıldım.Okulumuzdaki  İngilizce kursumuzun uygulamasını da çat pat yapacaktık.Gerçi adada epey Türk var zorluk çekmezsiniz diyorlardı.

     Sabahın erken saatlerinde kalkmamız hazırlanmamız,ne götürüp ne götüremeyeceğimiz konusunda hiçbir bilgim yoktu.Yanıma su bile almayışım,yalnızca meyve alışım tuhaftı.Neyse ki arkadaşlarımız tedarikliydi. Hiç kimsenin aklına meyve gelmediği için benim hazırlığım da muhteşem olmuştu.Yeşil Pasaportu olanlar ayak bastı parası ödemeyecekler diye bildiğim için,var olan kuyruğa geçtim.pul parası ödemem gerektiğini geçiş kuyruğunda öğrendim sil baştan geri döndüm  ayak bastı pulu  ücreti ödeyerek aldım.Öncelik benim diyerek ileriye öne geçtim. Arkamdakiler normal sıra algılayıp biraz homurdandılar.Pasaportumu kontrol eden beyefendi .” Yandan gelin deyince”  ses kesildi.Arkadaşlarım geçip gitmişlerdi ben ilk acemilikler yaşıyordum.

    Marmaris- Rodos   Yeşil Marmaris yazılı feribota binişim sırasında adımı okuyan  kontrol görevlisinin fosforlu kalemle  çizmesi ve bu işlemi seri halinde gerçekleştirmesinin sıradanlığı içinde içeriye girdim. Arkadaşlarım el salladılar.

     Rodos gezisine katılan kadın arkadaşlarımla orta sıra koltuklarda  tatlı sohbetler içinde bir açık denize çıktığımızı belli eden sallayışlar, telefonların işlevsiz kalmasıyla Yunan adasına yaklaştığımızın sinyaliydi.Bir saatten fazla süren yolculuğumuz olmuştu. Bir saatten  fazla sağda solda ,kuyrukta bekleyişlerimizi saymazsak…Feribot tıklım tıklım dolmuştu.

     Feribotta  Marmaris  Basketbol takımı gençler de vardı. Türk- Yunan dostluk maçı için gidiyorlardı.Her grup başından sorumluydu. Biz ayrı tutulduk ,kahverengi grup pasaportları geçti önce. Yeşil pasaportun  vize dışında pek bir yaptırımı yoktu.Çoğumuz  yeşil pasaportlu olduğumuz için grup içinde hareket ediyorduk. Bizim işlem kuyruktan içeriye girmekle mühürlerin basılmasıyla bitiyordu.Arkadaşımız Işıl Tongaz normal  pasaport almak için uğraş vermişti.Adaya giriş için kapı vizesi alması alacaktı.Bizden önce fırlamıştı , kapı vizesinin işlemleri uzun sürüyordu. Parmak baskısı Atina’ya gidecekti. Biz ağırdan alırken, o bizden önce sıraya geçmişti. İşlemleri uzun süreceğinden bizi bekletmek istemiyordu.

     Yeşil pasaportlu grup olarak pasaportlar kontrol edildi,mühür basıldı ve biz Yunan topraklarına emniyetle,Rodos adasına ayak basmış olduk.Birilerine derdimizi anlatacağız. Arkadaşımız kapı vizesi için gitti.Onu nereden alacağız ya da biz nerede bekleyelim diyeceğiz.Bir Türk bulundu .Grubumuzu aldı karşıya çıkardı.Bu arada yüz cümle kurdu. Adının Yaşar olduğunu öğrendiğimiz acenta sahibi adamın genç ve kocaman kalçalı siyah taytlı karısı vardı. Bize yardımcı olmaya çalıştı.Bizi kıyıyı çevreleyen surlar selamladı.Bizi aldı karşıya geçirdi “Otel rezervasyon filan” sordu.Otelimizi söyledik.Acentanın önünde Işıl arkadaşımızı bekliyoruz.Bize yardımcı olacak adının Yaşar olduğunu öğrendiğimiz zat” Boşuna beklemeyin arkadaşınız belki bir saat belki beş saat sürer işi. Akşamı bulur o.Hafta sonu cumartesi Atina’da kimsecikler olmaz. İşler yavaş işler.” “Bekleyelim arkadaşımızı .” dedik. “Beklemeyin siz gidin otelinize.” Oteli sorduk. Tarif etti.”On beş dakika sürer.Kıyıdan gideceksiniz denizi takip edin.Kiliseyi geçtikten sonra döneceksiniz.” “Biz taksi ile gidelim.” dedik.

“Taksi ile gitmeyin. Burada on beş dakikalık yere taksi çalışmaz.Yakın çok yakın gidersiniz.”Hiç bir yer tanımıyoruz. Öngörümüz de yok. Yaşar Beyin tarifi üzerine her birimiz valizlerimizle çıktık yola Güneş tepemizde…Sıcakların delirdiği bir günde Rodos adasındayız.Terler sırtımızdan boşanıyor.Bereket ağaçların gölgesinde dinlenebiliyoruz.Yol git git bitmiyor. Neyse ki Gülay arkadaşımızın bir tanıdığı denk geliyor da en azından dil bildiği için bize rehberlik ediyor. Yaşar’a olan duygularımız kilitleniyor.Türk türkün düşmanı mı ki başkaca hesapları mı var dedirtiyor adeta.Bir kaç yere sora sora gidiyoruz. On beş dakikayı kaça katladık bilmiyorum.Yürüdüğümüz için yükümüz gittikçe ağırlaşıyor. Benim spor ayakkabımın yan tarafı patladı .Bermuda pantolonum iki de bir düşüyor terden  sırılsıklam.Neyse ki Rodos’a özgü koyu gölgeli ağaçlar iç içe geçmiş kel aynak kuşu gibi kesmemişler onları. Telefonlarımız işlemiyor. Geride kalan arkadaşlarımız ne yaptı bilmiyoruz.Bize rehberlik eden Nesrin Hanım aracılığı ile aratıyoruz. Yaşar ortada yok ulaşılamıyor arkadaşlarımıza.İstiyoruz ki geride kalan arkadaşlarımız yayan yapıldak kan ter içinde yürümesinler.Tonsiyon,şeker,kilo vb proplemleri olanlarımız var. Allah korusun. Ulaşamayınca taksi ile geleceklerini umuyoruz.Nesrin Otelin adının okunduğu köşede bizi bırakıyor. Teşekkür ediyoruz.

     Anlıyoruz ki Yaşar Bey bizim arkadaşlarımızı da yollamış yayan. Aslı arkadaşımızın şişen ayaklarıyla yürüyecek mecali yok zira,üzerinde ağırlığı çok. “Aman Aslı yürümesin derken…”Yaşar  Beyin amacını algılamakta zorlanırken şıp diye belleğimize bir şimşek çakıyor.Demek ki anlaşmalı taksisi ya da kendi işlettiği taksi bugün yok .Başka taksiye para gitsin istemiyor.Ne bileyim akılsız Türklere işkence etmeyi seviyor.İyi de kardeşim vatandaşın sağlığını hiç mi düşünmüyor  bu Yaşar. Yalnızca kendi mi yaşar bu adada?

      Otelimizi bulduğumuzda gözlerimiz pörtlemiş,dilimiz bir karış dışarıda nefes alışımız değişmiş halde otelin içine kendimizi patates çuvalı gibi atıyoruz.Klimanın karşısında serinliyoruz.Pasaportlarımızı veriyoruz. Odalarımıza çıkıyoruz.Bir saat sonra geride kalan arkadaşlarımızın da Yaşar Beyin gazabına uğradığını anlıyoruz. Aslı’nın dinlene dinlene geldiğini, fotoğraf çeke çeke geldiklerini anlatıyor  Bahar.Arkadaşımız Bahar oteli bir yabancının en iyi tarifi yaptığını  da anlatıyor.

    Nur arkadaşımla aynı odayı paylaşıyorum.Küçük çay makinesi ile çayımızı içiyoruz atıştırmalıklarımızı yiyoruz kendimize geliyoruz.

   Üç saatlik bir dinlenmenin sonucunda dışarı çıkıyoruz aynı yolu öğleden sonra, akşamüzeri olmak üzere üç kez yürüyoruz. Esnaf tören geçişi gibi bizi gözlemliyor fakat hiç kimse kolumuzdan çekiştirmiyor, sarkıntılık ve zorlama yok.İlginç değil mi?Karnımız acıkınca öngörülerimize göre bir mekan belirliyoruz ve çok seviyoruz bu mekanı.

    Hepimizin belleği Yaşar ile doldu. “ O Yaşar denen adam olmasa bu kadar yorulmayacaktık.”

Yaşar Bey sen nasıl yaşıyorsun bu adada. Her adaya gelene “Sen yenisin  eziyet çek de bir daha gelme “mi  demek istiyorsun. Türklere nasıl rehberlik ediyorsun? Senin yüzünden, tonsiyon ,kalp vb rahatsızlıkları olanları öğlenin sıcağında nasıl yayan yürütürsün? Rodos’ta yaşayan Yaşar yalnızca, sen yaşamazsın biliyor musun?Dilini,dinini bilmediğimiz nice iyi insanlar var bu adada biliyor musun Yaşar? Hepimiz iyi dilek temennilerimizi üzerine iyi bir kumaş olsun diye döküyoruz.

18 Haziran 2016/ RODOS Anıları


İzlenme: 746
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

MUĞLA - HAVA DURUMU

MUGLA

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ