Gıdalarımızın Güvenliğinden Kim Sorumlu?

E-Posta :

 Geçtiğimiz günlerde lokantanın birinde yediğim yemeğin lezzeti çok hoşuma gitti. Ama, biraz düşününce farklı illerin farklı restoranlarında yediğim bu yemekteki kadar abartılı bir tatla karşılaşmadığımı fark ettim. Belli ki içinde gıdalara lezzet veren bir katkı maddesi vardı. Bu durum, 

yediklerimizin nasıl ve kimler tarafından denetlendiğini merak etmeme neden oldu. Biraz araştırınca da toplum sağlığı açısından oldukça önemli bir konu olan gıda güvenliğinin, yerel yönetimlerin ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunda olduğunu öğrendim.    
Elbette ki, teknolojinin gelişmesi ve uygulanan politikalar, değişen toplumsal yapımız ve ekonomik dönüşüm, üretim-tüketim süreçlerini de etkiliyor, bu da, gıda güvenliği risklerini ve güvenli gıdaya erişimde yaşanan sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Dünya genelinde ne tezattır ki, bir tarafta açlık, diğer tarafta obezite sorunu yaşanırken, gıdaya bağlı hastalıklar ve ölüm vakaları da ciddi seviyelere ulaşmış durumda. Gıda güvenliği ve güvenli gıdaya erişim, sadece bugünün değil gelecekte de dünyanın en önemli ve öncelikli konularından biri olmayı sürdürecek gibi 
Son dönemde yaşadığımız diğer önemli sorunlardan biri ise bilgi kirliliği. Gıda konusunda eğitim almamış bazı kişilerin yanlış bilgilerle halkın kafasını karıştırmalarının ve güvensizlik ortamı oluşturmalarının önüne geçilmesinin gerekli olduğu düşüncesindeyim. Bilgi kirliliğini önlemede gıda konusunda eğitim almış, başta gıda mühendisleri olmak üzere ilgili diğer meslek disiplinlerinden mutlaka yararlanılmasının öneminin hepimiz farkındayız. 
Öncelik Altyapıda
İşyeri ruhsatlandırması gıda güvenliğini sağlamada öncelikli ve temel konulardan biri olduğu konusunda sanırım herkes hemfikirdir. Asgari teknik ve hijyenik altyapısı olmayan, zorunlu kriterleri yerine getirmemiş işletmelere ruhsat verildiği, ruhsatı olmayan gıda işletmelerinin ise faaliyetten men edilmedikleri ne yazık ki bilinen gerçeklerdir. Gıda üretimi ve satışı yapan işletmelerin ruhsatlandırılmasında gerekli teknik ve hijyenik altyapının oluşturulması mutlaka sağlanmalıdır. 
Gıda işletmelerine 'işyeri açma ve çalışma ruhsatı' verilirken yapı ruhsatı ve iskân izinlerinin olup olmadığı dikkate alınarak, mevzuat hükümleri eksiksiz ve kararlılıkla uygulanmalıdır. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı talep eden işletme sahiplerinin temel hijyen kuralları konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olup olmadıkları mutlaka araştırılmalı, eksik olanların gerekli eğitimi alması sağlanmalıdır.
Belediyeler ve Eğitimsiz personel 
Gıda güvenliğini sağlamada ve güvenli gıdaya erişimde konuyla ilgili diğer birimler gibi yerel yönetimlere de önemli görevler düşmektedir. 
Burada asıl konu yerel yönetimlerin gıda güvencesi ve gıda güvenliği konularına bakış açılarının ne olduğudur? Bu güne kadar yaşananları, duyduklarımızı düşününce, bu konuda ciddi eksikliklerin olduğunu görüyoruz. Belirlenen etik kurallara uyuluyor mu? Yasal mevzuat hükümleri herkese aynı şekilde ve eksiksiz uygulanıyor mu? Öncelikle bu sorulara cevap aramak gerekiyor.
Birçok belediyede gıda ile ilgili bir birim bulunmadığı gibi, gıda konusunda eğitim almış personel bulunmayan belediye sayısı da azımsanmayacak kadar fazla.
Semt pazarları kurulurken halkın güvenli gıdaya erişim olanağı sağlayacak nitelikte sıhhi bir 
altyapı oluşturulmalı. Bu altyapı da gerekli teknik altyapı düzenlemeleri ve gerek pazarcı esnafının gerekse alışveriş yapan halkın yararlandığı sağlıklı koşulları içermeli. Yani, kısaca; halka sağlıksız koşullarda gıda satılmasının önüne geçebilmek için gerekli her türlü planlama, uygulama, denetim ve yaptırım zinciri eksiksiz ve kararlılıkla hayata geçirilmelidir.
Ülkemizde Durum Nasıl?
 İlk defa 1995 yılında yürürlüğe giren kararname, gıda hizmetlerini tek elde toplamak üzere hazırlanmış ve bunda da kısmen etkili olmuş. Kararname, değişik otoritelerce yürütülen yetkileri, Tarım ve Köy İşleri ile Sağlık Bakanlığı'nın bünyesinde toplamış. Ancak iki farklı otoritenin farklı uygulamaları nedeni ile karışıklıklar meydana gelince, gıda hizmetlerindeki tüm yetkileri tek elde toplama gerekçesi ile kararname değiştirilmiş. Bu değişiklik sonucunda gıda denetimlerinin, ne olduğu net olarak ifade edilmeyen 'ilgili kurum ve kuruluşlarca' yerine getirileceği hükmü getirilmiş. 
Daha sonra yürürlüğe giren “Büyükşehir Belediyesi Kanunu” ve “Belediye Kanunu” ile belediyelere de 
       Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile gıda işletmelerinin denetim görev ve yetkisi 2010 tarihinde yürürlüğe giren kanunla sadece Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiş.
Verilere göre mevcut 675 bin civarında kayıtlı ve onaylı işletmenin denetimi, Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı çalışan gıda mühendisleri, kimya mühendisleri, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin ağırlıkta olduğu denetim personelleri tarafından gerçekleştirilmekte. Kanun kapsamında oluşturulan denetim ekiplerinde uzman mühendisler ve veterinerler var ve bunların sayısı yaklaşık 6.800 kişi. İşletme sayısı dikkate alındığında bu sayı yeterli mi derseniz, değil. Meslek disiplinleri arasındaki dağılıma bakarsak, konunun birinci derecede muhatabı gıda mühendisi sayısının son derece az olduğunu görülüyor. Durum böyle iken kadro bekleyen binlerce gıda mühendisi ve ilgili diğer meslek mensupları için Tarım ve Orman Bakanı'nın yaptığı açıklamalar ve konuya yaklaşımı ise oldukça düşündürücü...
Kontrolsüz Gıdada Belediyenin Önemi 
Belediyelerin (sadece Marmaris değil)  bu konuda çalışmalar yapmaları, var olan çalışmalarını ise nitelikli bir yapıya dönüştürmelerinin gıda güvenliğinin sağlanmasında ve güvenli gıdaya erişiminde önemli katkılar sağlayacağına eminim.
  a) İçilebilir su kaynaklarının korunması için kirliliğe yol açan işletmelerin tespit edilerek engellenmesi, kirliliğin önlenmesi için kalıcı tedbirler almalı. Şebeke sularının içilebilir kalitede olmasını, tahlil sonuçlarının açıklanmasını ve hiçbir sağlık riski oluşturmadan halka ulaşmasını sağlamalı,
  b)  Belediyelerin sorumluluk alanlarında ihtiyaca göre modern Pazar yerleri oluşturması, Pazar yeri planlamasının, gıda güvenliği kriterlerinin dikkate alınarak belirlemeli. Sokaklarda halkın sağlığını tehdit edecek şekilde kontrolsüz gıda satışına karşın önleyici tedbirler almalı,
  c)  İşyeri açma ruhsatı verilirken titiz davranılmalı, güvenli gıda üretimine uygun olmayan yerlerde üretim yapılmasının önüne geçmelidir. (Kafe ve restoran açmada zorunlu olan hijyen belgesi, Halk Eğitim Merkezlerinde Kimya ya da Biyoloji öğretmeni tarafından 2 saatlik bir kurs sonunda veriliyor.)
 d) Gıda ile ilgili işyerlerinin sıklıkla denetlemeli,  
 e)  Gıda güvenliğinin sağlanmasında belediyeler, ilgili bakanlık birimleri, üniversiteler ve meslek odalarıyla işbirliği yapmalı.
Diğer Birimlerin Sorumlulukları
Tarım alanlarının korunması ve tarımsal üretimin teşvik edilmesini temel alan imar planları oluşturulmalıdır.
Halkımızı güvenilir gıdaya erişim hakkından yoksun bırakabilecek tehditler konusunda bilinçlendirici eğitimler düzenlenmeli, “Bilinçli Gıda Tüketimi “ konusunda farkındalık yaratacak etkin çalışmalar yapılmalıdır. 
Güvenli gıdaya erişimde, gerek altyapı çalışmaları ve gerekse bilinçli gıda tüketimi konularında uzman kişilerden oluşan birimler oluşturulmalı ve bu birimler yapılması gereken eğitim, toplantı, iletişim araçları, basılı materyaller vb. çalışmaları planlamalı ve gerçekleştirmeli ve etkin çalışmaları sağlanmalıdır.
 Gıda güvenliği konusunda meslek odaları, üniversiteler, ilgili bakanlıklar ve belediyelerin içinde yer alacağı kurumlar arası işbirliği zemini oluşturularak birlikte çalışma zemini sağlanmalıdır.
Gerek ilgili bakanlıklar, gerekse belediyeler gıda güvenliği konusunda daha etkin çalışmalar yapmalı, halkın güvenli gıdaya erişimi konusunda sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmelidir.


İzlenme: 299
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR