MANŞET

YAZIDA "ŞAPKA İŞARETLERİNİN ( ^ )" KULLANILMASI

Gönül Görgülü

Gönül Görgülü

E-Posta :

Türkçe' deki şapka işaretinin ( ^ )  kullanılmasının kaldırıldığını duyunca bir hayli bocalayıp yeni duruma

alışmaya çalışmıştım. Merak edip araştırınca, 2016 yılında yapılan şu açıklamaya rastladım. Türk Dil

Kurumu (TDK) Başkanı Prof.Dr. Mustafa Sinan Kaçalin,Türkçe'de zaman zaman şapka işaretinin kalktığı

söylentilerinin ortaya atıldığını belirterek, "Şapka işareti hiçbir zaman kalkmadı." dedi. Kaçalin,

Türkçede yer alan şapka işaretinin kullanımının kalktığı yönündeki söylemlerin gerçekçi olmadığını

dile getirdi ve 1932’den bu yana yayınlanan ve 24 baskısı bulunan TDK Yazım Kılavuzu’nun hiçbirinde düzeltme işaretinin kaldırılmasına yönelik bir karar alınmadığını ifade etti. 

Haber merkezlerinde çalışanların şapka işareti gerektiren kelimeleri yazarken bir harf için iki tuşa

basmaları gerektiğini, bunun yapılmaması nedeniyle şapka işaretinin kullanımdan kalktığı gibi bir

algının ortaya çıktığını dile getirdi.

Gelgelelim, en az bir nesil şapka işaretlerinden mahrum büyüdü. Şapka işareti kullanılmadığında telaffuzun bozulduğunu ve anlam kaymalarının olduğunu biliyoruz.

 Örnek:   Şapka işaretini kullanmadığımızda,  'kârınızı paylaşmak' yerine 'karınızı paylaşmak' demiş oluyorsunuz.

Adem (yokluk)âdem (insan),  'hâlâ' yerine 'hala' veya ilkokulda en sık verilen örneğiyle 'millî topraklar' yerine 'milli topraklar' demiş oluyoruz.


Bilgisayar klavyesinde SHIFT 3'e, sonra herhangi bir sesli harfe bastığınızda, o harf şapkalı olarak çıkar.

 

Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlüler: 


adet (sayı) ………      âdet (gelenek, alışkanlık)                   haya (er bezi)…hayâ (utanma duygusu
akit
 (sözleşme)..         âkit (sözleşme yapan)                       ama (fakat) ……âmâ (görmez, kör)
amin
 (kimya terimi) .. âmin (dua sözü)                                 aşık (ayak bileğindeki kemik)..âşık (vurgun, tutkun)
ala
 (karışık renkli)…   âlâ (pekiyi)                                        
ayan (belli, açık)…     âyan (ileri gelenler)
batın
 (karın) …           bâtın (iç; gizli)                                     dahi (bile)…                dâhi (yaratıcı gücü olan kimse)
alem
 (bayrak)  …       âlem (dünya, evren)                          dahil (karışma)..         dâhil (iç, içeri)
Ali
 (kişi adı) …            âli (yüce, yüksek)                              dar (ensiz)..                 dâr (ev)                                 

fani (ışık şiddeti) …     fâni (ölümlü, gelip geçici)                   tabi (elbette)…            tâbi (bağımlı; basıcı))

kar  (yağış)…              kâr (temettü)                                      hadis(Peygamber sözü).. hâdis (meydana gelen)

mani(ruh hastalığı…   mâni (engel)                                       yar (uçurum) …         yâr (sevgili)

hak (doğruluk)..           hâk(toprak)                                       yad (yabancı) …        yâd (anma)

nakil (aşma)…            nâkil (taşıyan)                                     vasi (mirası yöneten)…vâsi (geniş, engin)

hakim (hikmet sahibi) …hâkim (yargıç)                               nar (bir meyve)…       nâr (ateş)                   

hal (pazar yeri; çözme) …hâl(durum, vaziyet)                     nazım (manzume) …nâzım (düzenleyen)    

hala (babanınkızkardeşi).. hâlâ (henüz)                                rahim (dölyatağı)…    rahîm (koruyan,

hasıl (ekin)…               hâsıl(olan, ortaya çıkan)                   varis (damar genişlemesi).. vâris (mirasçı)

haşa (kalın kumaş parçası)..  hâşâ (asla)                              sari (bir tür giysi) …    sâri(bulaşıcı)

vakıf (para, mülk) …  vâkıf (bilen; vakfeden)                       şahıs (kimse, kişi) …  şâhıs (sırık)

 

 

 1.Yazılışları bir, anlamları ve söylenişleri ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine ko­nur: 

Örnek:  adem (yokluk), âdem (insan);  adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık);  alem (bayrak),

âlem (dünya, evren);  aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun);  hal (sebze, meyve vb. satılan yer), hâl (durum, vaziyet); hala  (babanın kız kardeşi),  hâlâ (henüz); 

rahim (esirgeme), rahîm (koruyan, acıyan);  şura (şu yer), şûra  (danışma kurulu)  vb.

 

UYARI: Katil (<katl = öldürme) ve kadir (<kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı  ol­duğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konma­dan yazılması yaygınlaşmıştır.

 

2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelimelerle özel adlarda bulunan ince 

(g ve k)  ünsüzlerinden sonra gelen (a ve u ) ünlüleri üzerine konur:

Örnek:  dergâh, gâvur, karargâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım; gülgûn, merzengûş; mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût vb. 

 

 

Kişi ve yer adlarında, ince (L)  ünsüzünden sonra gelen.. (a ve u) ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır: 

Örnek:  Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki, Selânik vb.

 

1.    Nispet ekinin, belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır. 

Örnek: Türk askeri ve askerî okul, İslam dini ve dinî bilgiler, fizik ilmi ve ilmî tartışmalar, Atatürk’ün resmi ve resmî kuruluşlar vb.

 

Nispet eki alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır:

Örnek:   millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik  k vb.


İzlenme: 678
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR