VAKIF ÜNİVERSİTELERİ

Gönül Görgülü

Gönül Görgülü

E-Posta :


Üniversite hayali kuran birçok gencin merak ettiği konulardandır Devlet Üniversitesi ve Vakıf Üniversitesi. Özellikle sınavdan aldığı puanı düşük olan öğrencilerin en önemli alternatifleri arasında yer alırlar. Vakıf üniversitesi,  halk ağzında yanlış olarak

özel üniversite diye adlandırılıyor. Oysa, Türkiye'de sadece İstanbul Bilgi Üniversitesi özel üniversitedir.

İlk vakıf üniversitesi 1984 de açılan Bilkent Üniversitesidir. 1992 yılından itibaren kurulan diğer vakıf üniversitelerinin sayısı bugün 47 si İstanbul’da olmak üzere yetmiş altıya ulaşmış bulunmaktadır. Farklı illerde açılan vakıf üniversitesi sayısı on iki.

Türkiye, özel sektöre ait “özel okul” kavramı ile 1961 anayasası sayesinde ve dolayısıyla 1980’den önce tanıştı.

O dönemde hem lise, hem de üniversite eğitimi özel sektöre açıktı. Sonra bazı sakıncaları görüldü ve üniversite eğitimi özel sektöre kapatıldı, mevcutlar da devletleştirildi. İlköğretimde özel okul uygulaması ise devam etti.

Vakıf Üniversiteleri kurulma koşulları

1982 anayasasında yer alan düzenlemeye dayanarak kurulan vakıf üniversitelerinin mali ve idari konular dışındaki diğer tüm çalışmaları devletin denetimi ve gözetiminde. Bilinenin aksine, vakıf üniversitelerinin kar amacı güdemeyecekleri anayasada belirtilmiş.

Vakıf üniversitesi, doğrudan devlete bağlı olmayan, bir vakıf tarafından özerk olarak işletilen üniversitedir. Vakıf yönetim organı dışında en az yedi kişiden oluşan bir mütevelli heyeti bulunur. Mütevelli heyet üyeleri, vakıf yönetim organı tarafından dört yıl için seçilir.

Vakıfların üniversite kurabilmesi için, üniversitenin en az iki fakülteden oluşması, bu fakültelerin bünyelerinde fen ve edebiyat alanları ile ilgili eğitim programlarının mevcut olması, fen ve edebiyat programlarının üniversitenin ilk açılacak eğitim programları arasında yer alması ve üniversitenin eğitim-öğretime başlayacağı yıl bu programlara öğrenci alınacağının taahhüt edilmesi gerekiyor. Yerleştirmeler yine YÖK tarafından yapılıyor.

Vakıf üniversitelerini genel olarak üç ayrı gruba ayırabiliriz:

1. Koç, Sabancı, Acıbadem gibi güçlü kuruluşlar tarafından kurulmuş ve bu kurumlar tarafından desteklenen Üniversiteler.

2.Köklü Eğitim Vakıfları tarafından kurulmuş Üniversiteler( Bilkent, Işık, GS. Vb.)

3.Belirli şahıs veya şirketlerce kurulmuş olan vakıf üniversiteleri

Kurulma nedenleri

Bilime hizmet etmek, işletmelerinin reklâmını yapmak, şirketlerine eleman yetiştirmek sebepler arasında sayılabilir. Üniversite kurmak isteyen işadamı ne yapar? Maddî varlığını ortaya koyarak, amacı üniversite kurmak olan bir vakıf kurar. Bu vakfın yöneticileri üniversitenin dosyasını hazırlar, döner sermayesini koyar ve talebini YÖK’e bildirir. YÖK ve Bakanlar Kurulu onayından sonra Meclis de bunu bir kanunla onaylarsa üniversite kurulur ve bina, hoca, öğrenci tedarik ederek faaliyetine devam eder. Ana geliri durumundaki öğrenim ücretini ve bilhassa hoca ücreti gibi giderleri de kendisi belirler. Gelir-giderini dengeleyerek büyümeye çalışır.

Oysa özel kreş, ilkokul ya da liseyi kuranın bunu kâr amacıyla kurduğu varsayılır. Denetim ona göre yapılır. İşte bu yüzden,

 “ özel lise ” var, ama özel üniversite yok. Vakıf üniversiteleri ise kâr amaçlı olmadığı için “özel sektör” anlamında “özel” değil.

Kanun üzerinde kar edemiyor olsalar da gerçek hayatta bu doğru değil. Tüm vakıf üniversitelerini kuran kuruluşlar inşaat şirketi, yemek şirketi, servis şirketi vb. kurmakta ve tüm ihaleler ilgili şirketlere verilmektedir.

Pratikte bütün vakıf üniversiteleri kar etmekte ve bu karlarını ilgili şirketler üzerinden kar hanelerine aktarmaktadırlar.

Tercih edilme nedenleri

Devlet Üniversiteleri; köklü bir geleneğe sahip olmaları, arkalarında devletin bulunması, ticari amaç gütmemeleri, yurt ve barınma sorununu büyük oranda çözmüş olmaları, büyük kampüslerinin bulunması, Türkiye’nin geneline yayılmaları, ulaşım sorunlarının bulunmaması, öğretim kadrolarının oturmuş olması devlet üniversitelerinin avantajı.  Ama, öğrenci, istemeden gireceği bir bölümde okumaktansa istediği alanda eğitim görebilmek için vakıf üniversitesini tercih ediyor. Ayrıca, daha dinamik bir yapıya sahip olmaları ve değişikliklere çabuk adapte olabilmeleri de seçilme nedenleri. Eğitim programlarının esnekliği, iddialı yabancı dil eğitimleri, burs olanaklarının fazlalığı, yurtdışındaki üniversitelerle işbirlikleri, stajı önemsemeleri ve mezuniyet sonrası verdikleri kariyer desteği ise diğer avantajlarını oluşturuyor. Bugün vakıf üniversitelerinde 8—23 öğrenciye bir öğretim elemanı düşerken, devlet üniversitelerinde bu rakam 300’leri aşmakta.  Kamudaki deneyimli hocaları da alarak oluşturdukları akademik kadroları da diğer bir tercih nedeni.

Nedenlerinden biri de, lisans veya ön lisans seviyesinde devlet üniversitelerinde olmayan bölümlere sahip olmaları. Lisans programları incelendiğimizde, mezuniyet sonrası öğrencilerinin kolay iş bulabilmelerine yönelik programlar açtıklarını görebiliriz.

Eğitim ücretlerinin çok yüksek olması, burslu öğrenciler ile diğer öğrenciler arasındaki puan farkının fazla olması, belli kentlerde yığılmış olmaları, kampüsteki yaşam maliyetinin yüksek olması dezavantajlarını oluşturuyor.

 Hepsi de sağlam bir mali altyapı ve akademik kadroya sahip mi? Evet demek çok zor. 

Vakıf üniversitelerine devlet yardımı

Vakıf üniversitelerine yapılacak devlet yardımının miktarı belirlenirken, kayıtlı öğrenci sayısına, burslu okutulan öğrenci sayısına, öğretim elemanı sayısına ve öğretim üyesi başına düşen bilimsel yayın oranları sıralamasındaki yerine bakılıyor.

Yapılacak yardım şöyle hesaplanıyor; devlet yükseköğretim kurumlarındaki bir öğrenci için ayrılan tutar, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunda okuyan öğrenci sayısıyla çarpılması sonucu bulunacak miktarın %30’unu geçemez. Bu yardımın üniversitelere dağıtımındaki tutarı belirlemek için devreye puanlar giriyor.

 

Ancak, öncelikle, üniversitenin devlet yardımı alabilmesi için,

a)En az iki eğitim-öğretim yılını tamamlamış olması,

b)Öğrencilerin en az %15’ine eğitim-öğretim masraflarını karşılayacak düzeyde tam burs vermesi gerekiyor.

Yapılan yardım tutarı, öğrenci sayısıyla orantılı olarak devlet üniversitelerine yapılan yardımın yarısını ve ayrıca, vakıf üniversitesinin toplam bütçe giderlerinin % 45’ini geçemiyor.

Ön lisans ve Lisans Programları

Lisans ve ön lisans programlarının dağılımını incelediğimizde vakıf üniversitelerindeki kontenjanların yüzde altmışını lisans, geri kalan yüzde kırkının ön lisans seviyesinde olduğunu görüyoruz.

Sadece ön lisans veren sekiz vakıf meslek yüksekokulunun yanı sıra ön lisans kontenjanı olmayan on sekiz vakıf üniversitesi mevcut.

Genelde sosyal bilimler ve fen—edebiyat alanında bölümler açan vakıf üniversiteleri, tıp ve mühendislik gibi organize altyapı gerektiren bölümlere daha az ağırlık veriyorlar.

Burslar

Bu üniversitelerin öğrencileri cezbedebilmek için sunduğu diğer bir yol da burslar. Tam veya kısmi bursları vakfın kaynaklarını eğitime ayırmasından mı, yoksa kontenjanların boş kalmaması için mi verildiği konusu ise başka bir tartışma konusu. YÖK’ün bursluluk oranı hususunda minimum şartının % 10 olduğunu göz önüne alırsak böyle düşünmemiz son derece normal .

Tüm bu bilgilerin ışığında vakıf üniversitelerinin artık yükseköğretim sistemimizin önemli bir bileşeni olduğu görülüyor. Arz fazlası olunca da varlıklarını sürdürebilmeleri için zorunlu olarak yurt dışı piyasalara yönelmeleri gerekecek. Gün geçtikçe sayılarının artmasına gelince, bu durum işin içini, gerçek yüzünü bilmeyen girişimcilerimizin koşarak denize atlamalarından başka bir şey değildir aslında. Kaldı ki vizyonu yeterli, eğitim ve bilgi birikimine sahip yöneticileri olmayanlar hiç şüphesiz doğal seleksiyon sürecine girecek ve yok olup gidecektir zaten.

Akademik Kadrolar

Devlet üniversitelerinde yetişmiş hocalar, yıllarını harcadıkları eğitim kurumlarından birer birer ayrıldılar. Tecrübelerini ve en verimli dönemlerini bu yeni fakültelerin hizmetine sunuyorlar. Kamudan bu toplu kaçışa öğretim üyeleri cephesinden baktığınızda, haklı pek çok gerekçe bulabiliriz. Hocaların devlet üniversitelerinden ayrılışlarının nedenleri olarak demokratik ve özgür ortam arayışı, ücretlerin yüksek oluşu, çalışma olanaklarının iyi olmasını sayabiliriz. Özellikle erken emekli olanlar, akademik hayatlarında öğrencilere en yüksek katkı sağlayabilecekleri bir dönemde birikimlerini  ‘özel’in sunduğu imkanlar çerçevesinde değerlendirebiliyorlar.

Sosyal bilimlerde öğretim görevlisi geçişi fazlayken, teknik bilimlerde bu oran daha az. Fakat vakıf üniversitelerinin sürekli büyümesi ve çoğalması, teknik bölümlerin de bu rüzgara kapılmasına yol açtı.

Bu durumun, devlet üniversitelerinin içinin boşaltılması operasyonu olması ve haksız rekabet yapıldığı gerekçesiyle geçmişte, Rekabet Kurulu,  bir akademisyen tarafından göreve davet edilmişti. Çünkü üç—dört kat az ücret alan devlet üniversitesindeki öğretim üyesine haksızlık yapılmaktadır. Sonuçta kendi elindeki iyi öğretim görevlisini özele kaptırmasıyla devlet üniversitesindeki akademik yoksulluk gittikçe büyüdü.

 Devlet, özel üniversiteleri teşvik etmek ve eğitim yükünü dağıtmak için her yıl bu kurumlara bütçeden pay ayırıyor. Bunu olumlu bulanlar kadar, özel üniversitelere ayrılan payın niye zaten zor durumda olan devlet üniversitelerine aktarılmadığını soranlar da var. Vakıf üniversiteleri, akademisyen yetiştirmediği gibi, 30-35 yılda yetişen ve devlete epey bir maliyet getiren kamudaki öğretim üyelerini de kendi kadrolarına alıyorlar.

Bununla beraber, vakıf üniversitelerinin en önemli katkısının eğitim ve bilim alanında rekabet ortamı oluşturduğu da bir gerçek. Örneğin, kamu üniversitelerinde aylarca, yıllarca araştırma yapmaz, proje üretmezseniz, kimse size  ‘Neden üretmiyorsun?’ demez. Kendiniz isterseniz, olanaklar sınırlı olarak verilse de yaparsınız. Buna karşılık vakıf üniversitelerinde araştırmalar yapıldığını, projeler üretildiğini biliyoruz.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Temmuz 2018de Vakıf Yükseköğretim Kurumunun vakıf üniversitelerinin öğrencilere ayırdığı faaliyet alanlarından, önemli sınavlardaki başarılarına kadar birçok kriter üzerinden hazırladığı rapora göre, vakıf üniversitelerinin aralarında kalite olarak uçurum var.

İşte rapordan öne çıkan maddeler:

•              İl bazında bakıldığında 47 vakıf üniversitesi ile İstanbul ilk sırada, 12 üniversite ile Ankara ikinci sırada yer aldı.

•              28800 öğrenci sayısı ile İstanbul Aydın Üniversitesi ilk sırada yer alırken, 219 öğrenci ile Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi son sırada yer aldı.

•              Vakıf üniversitelerinin 33’ünde Hukuk, 23’ünde Tıp, 11’inde Diş Hekimliği Fakültesi olduğu görüldü.

•              Başkent Üniversitesi Vakıf Üniversiteleri içerisinde öğrenci başına 357 metre kare alanla ilk sırada yer alırken, Avrupa Meslek Yüksekokulu 3,7 metre kare ile son sırada yer aldı.

•              Toplam açık alan büyüklüğünde de 4.405.151 metre kare ile Başkent Üniversitesi ilk sırada yer buldu. Sanko Üniversitesi 1381 metre kare ile son sırada yer aldı.

Apartmandan hallice üniversiteler

•              Kapalı alan büyüklüğünde ise İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi 514.858 metre kare ile ilk sırada yer aldı. Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi 10.286 metre kare ile son sırada yer aldı.

•              Başkent Üniversitesi öğrenci başına düşen toplam alanda 358 metre kare ile ilk sırada yer buldu. İstanbul Kültür Üniversitesi 6 metre kare ile son sıraya yerleşti.

•              Toplam Kütüphane alanında yine Başkent Üniversitesi 12.500 metre kare ile ilk sırada yer aldı. Kapadokya Üniversitesi ise 110 metre kare ile son sırada yer bulabildi.

•              İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi öğrenci başına düşen basılı kitap sayısında 46,67 ile ilk sırada yer alırken, İstanbul Medipol Üniversitesi 1,05 ile son sırada yer aldı.

Bazılarında kütüphaneler boş!

•              Kütüphanelerinde yer alan kitap sayısında İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi 500.437 kitap ile birinci, Koç Üniversitesi 248.773 kitapla ikinci, Başkent Üniversitesi 200.924 kitapla üçüncü, Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi 1000 kitapla sonuncu oldu.

•              QS (Bilim Alanları) Dünya Sıralamasında 421-430 Bilkent Üniversitesi, 431-440 Koç Üniversitesi, 461-470 Sabancı Üniversitesi yer alabildi.

•              Gelişmekte olan Avrupa ve Orta Asya ülkelerini QS Emerging Europe And Central Asia sıralamasında Bilkent Üniversitesi 12, Koç Üniversitesi 14, Sabancı Üniversitesi 16, İstanbul Bilgi Üniversitesi 137, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi145,  Başkent Üniversitesi Özyeğin Üniversitesi 191-200, Atılım Üniversitesi Işık Üniversitesi Kadir Has Üniversitesi 201-250,  İstanbul Aydın Üniversitesi İstanbul Kültür Üniversitesi İstanbul Ticaret Üniversitesi 251-300 içerisinde yer aldılar.

•              URAP sıralamasında Bilkent Üniversitesi birinci, Koç Üniversitesi ikinci, Sabancı Üniversitesi üçüncü, Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi dördüncü, Başkent Üniversitesi 5 inci sırada yer aldı. Nuh Naci Yazgan Üniversitesi 46.sırada yer alarak sonuncu oldu.

•              ALES ve EA sınavlarında 70 ve üzeri puan alan öğrenci oranı başarı sıralamasında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi %69,44 ile birinci, KOÇ Üniversitesi %66,67 ile ikinci, Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi %62,50 ile üçüncü olurken, İstanbul Gedik üniversitesi %9,80 ile son sırada yer aldı.

Önemli sınavlarda dökülenler

•              ALES sayısalda 70 ve üzeri puan alan öğrenci oranı başarı sıralamasında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi %72,64 ile birinci, Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi %65,76 ile ikinci, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi %62,19 ile üçüncü olurken, Avrasya Üniversitesi %10,29 ile son sırada yer aldı.

•              DGS’de (Dikey Geçiş Sınavı) yerleşen aday sayılarına bakıldığında Beykoz Üniversitesi %79,19 ile birinci, KTO Kartay Üniversitesi %10,29 ile son sırada yer buldu.

•              Vakıf Üniversitesi TUS yerleşme Oranlarına bakıldığında Koç Üniversitesinin %32,14 ile birinci, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesinin %22,30 ile ikinci, Başkent Üniversitesinin %21,30 ile üçüncü olduğu görüldü.

•              Rapora genel olarak bakıldığında vakıf üniversiteleri arasında hem başarı, hem de kalite açısından uçurum olduğu görülüyor.

•              ALES, TUS, YDS gibi sınavlarda köklü 8-10 üniversitenin hep ilk sıralarda yer aldığı, diğerlerinin ise anlamlı bir başarı yakalayamadığı tespiti öne çıkıyor. Kütüphane alanı ve öğrenci başına düşen kitap sayısına bakıldığında bazı üniversitelerde öğrenci başına 1-2 kitap düştüğü, kütüphane alanının yok denecek kadar az olduğu da acı gerçekler arasında. Bazı üniversitelerde öğrencilere ne kadar az alan tanındığına en iyi örnek de İstanbul Kültür Üniversitesi’ndeki durum. Burada her bir öğrenciye sadece 6 metrekarelik bir alan düşüyor.

Çözüm için ne yapılabilir?

•              Tüm bu bilgilerin ışığında vakıf üniversitelerinin artık yükseköğretim sistemimizin önemli bir bileşeni olduğunu görüyoruz ve bu da mevcut durumu iyileştirebilmek için yapılacak bazı çözümleri gündeme getiriyor.

•              Bu konuda üniversiteye değil, öğrenciye destek sağlamak gerektiği görüşü öne çıkıyor. Devlet, alan bazında öğrenciye yaptığı masrafı hesaplayıp bunun tamamını ya da bir bölümünü öğrenciye burs olarak verip, üzerini de kendisi tamamladığı takdirde vakıf üniversitesinde okumasının yolunu açabilir. Ya da bankalar ile anlaşarak, mezuniyetten sonra iki yılı ödemesiz 7 yıllık sıfır faizli kredi verilebilir.

•              Kamudan vakıf—özel üniversitelere geçişi önleyecek, her iki tarafın ve YÖK’ün de desteklediği ortak bir çözüm olarak,  karşılıklı geçişken eğitim yapısının sağlanması görüşü ileri sürülüyor. Çözüm, geçişlerin engellenmesinin yanında, eğitimde kalitenin yükseltilmesini beraberinde getirebilir. Böylece vakıf üniversiteleri öğretim görevlisi transfer etmek yerine, devlet üniversitelerinin birikiminden “belirli oranda” faydalanacak. Devlet üniversiteleri ise vakıf üniversitelerinin teknik ve maddi olanaklarından ihtiyaç mukabilinde yararlanabilecek.

•              Devlet üniversitelerinin ‘tabela’ üniversitelerine dönmesini engellemek bu aşamadan sonra mümkün mü? Bunun geleceğe ümitle bakacak iyi eğitim almış gençlerin yetişmesi için acilen cevabı verilmesi gereken bir soru olduğu kesin.


İzlenme: 362
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR