MANŞET

İNTERNETİN DİYETİ VE DETOKSU OLUR MU..?

Gönül Görgülü

Gönül Görgülü

E-Posta :

İnternette herhangi bir konuda bilgi edinmek istediğimde, arama motorlarını kullansam, hemen sonrasında konuyla ilgili reklam veya ürün ve markaların ekrana gelmesi dikkatimi çekti. Önceleri,

pek önemsemedim, ancak, başka birtakım şeylere de dikkat edip araştırınca bunun bir tesadüf olmadığını öğrendim.

 Artık, günümüzde dijital iletişim araçları olmaksızın zaman geçiremez olduk. İnsanlar her yerde ellerinde mobil telefonlarıyla meşgul. Ya oyun oynuyorlar, ya da sosyal medyada var olma uğraşı içindeler. Bu gidişle dijital detoks yapmamız giderek zorlaşmakta. İnternet erişimi, yaşamımızın bir parçası haline geldi. Her yerde bulunması ve etkinlik sınırlarının olmaması bizlerin zaman kavramını yitirmemize ve bilgisayarı kapatma konusunda bir hayli zorlanmamıza yol açıyor. Sheffield Üniversitesinden bilişim uzmanı Tom Stafford’a göre İnternet, uyuşturucu maddelerin yarattığı türde bir bağımlılık yaratmasa bile zorlayıcı, son derece etkili ve dikkat dağıtıcı.

Facebook sayfasına beş on dakikalığına bakmak isterken, kendimizi,  internetin albenisine kapılarak kedi videoları izlerken, fotoğraflara yorum yaparken, veya aklımıza takılan bir konuyla ilgili Google’da arama yaparken, bambaşka bir konudaki yazıyı okurken buluveririz.

Siz de, benim gibi kendinizi bu tanımlamaya yakın buluyorsanız kaygılanmayın. Çünkü uzmanlar, İnternetin nasıl yapılandırıldığı dikkate alındığında, bu tür bir davranışın doğal olduğunu söylüyorlar.

Öyle ki, İnternet kullanımının ruhsal etkilerini araştıran Linda Stone’a göre e-postaları okurken ya da ekran başındayken, insanların  %80 i kesik kesik soluk alıp veriyor veya soluksuz kalıyorlarmış.

Bu konuda araştırma yapanlar, insanın, zamanla, gelen ileti uyarısı veya Facebook ana sayfası gibi işaretleri, kendilerinde güzel duygular uyandıran beyin kimyasallarıyla ilişkilendirmeye başladığını ve bunun da toplumsal furyaya katılmayı bir alışkanlığa dönüştürdüğünü söylüyorlar..

Yine, araştırmalar, istencin tıpkı bir kas gibi işlev gördüğüne işaret ediyor; güçlendirilebileceği gibi, bitkin düşüp tükenebiliyor da. Bu da özdenetimimizi yok edebiliyor.

İnternetin mengene etkisinden kurtulmak istiyorsak birkaç basit yönteme başvurabiliriz. Gezinme (surf)  süresini kısıtlayan web-önleyici araçlar kullanmak zamanı denetlememize yardımcı olabiliyor. Bir diğer yöntem de önceden programlayıp, bilgisayarda sözgelimi 20 dakika, ya da belli bir iş tamamlanıncaya dek çalışmak ve ardından 5 dakikalık bir gezinmeyle yetinmek olabilir.

BİLGİ DİYETİ

Bilgi diyeti olur mu sorusu da aklımıza gelebilir.  Bu sorunun yanıtı Clay Johnson’a göre “Evet”. Sağlıksız beslenmek nasıl obeziteye neden oluyorsa, gereksiz ve yanlış bilgilerle beslenmek de bilgi obezliğine yol açıyor.

Yanlış beslenme sonucunda ortaya çıkan obezitenin tedavisinde diyetisyenlerin yaptığı şey, doğru ve sağlıklı beslenmeyi öğretmekse, bilgi toplumunda da bunu önleyecek davranış biçimleri var.

Yönlendirilmiş yanlış bilgilendirme süreçleri, bizleri bilgi obezi haline getirmekte. Bu nasıl mı gerçekleşiyor dersek, ana akım medyadan devşirilmiş metotların dijital imkanlarla güçlendirilmesi ve dönüştürülmesiyle. Bireyin onaylanmak arzusu, bu sonuca götüren önemli bir faktör. Giderek yalnızlaşan ve bireyselleşen toplumlarda kişinin psikolojik olarak onaylanmak arzusu hissedilir bir halde. İnternetin sağladığı bu etkileşim, onaylanma isteğini, ana akım medyanın yapamadığı bir boyuta getirdi. Bunun da nedeni, internette yapılan sörfün, dijital ortamlara erişilen her anın, ekrana getirilen her içeriğin olabildiğince yoğun bir onaylanma arzusunu destekleyici öğeler içermesi.

Facebook sayfanızda veya üyesi olduğumuz sitelerde politik görüşümüzü belirttiğimiz zaman, ekrana gelen reklamların, politik görüşümüze paralel marka ve ürünlerin tanıtımını içerdiğini görürüz ve de bilmeliyiz ki, bu durum rastlantı değil.

Olay sadece reklamlarla sınırlı değil. Medya sitelerine içerik sağlamak üzere kurulmuş “İçerik fabrikaları”  gün boyunca gelişen olaylara göre en çok tıklanma potansiyeli olan konuları tespit ediyor ve hazırda bekleyen yazarlarından o konularla ilgili bir yazı yazmasını istiyorlar. Birkaç yüz kelimelik bu yazıların yarım saat gibi kısa bir sürede yazılması gerekiyor. Yayınlandıktan birkaç saat içinde ne kadar tıklandığı tespit ediliyor ve yazara ödemesi buna göre yapılıyor. Her şey, anlık olarak, bireylerin o anki ruh hali ne ve profiline en uygun içeriği oluşturmaya odaklanmış durumda.

Sürekli tüketmeye zorlanan bireyler ise, biraz zaman geçirmek üzere karşısına geçtikleri bilgisayarlarından ayrılamıyorlar. Bakacağı şey sadece birkaç e-posta iken, gezindikleri sayfa sayısı düzinelerce oluyor. Aynen bir iki ihtiyacımızı almak üzere gittiğimiz marketlerden büyük bir sepetle çıkmamızda olduğu gibi.

Bilgi obezitesine karşı yapabileceğimiz şeyler de var. Sadece gereksinim duyduğumuz bilgileri tüketmeliyiz. E- postalarımızı okumak istiyorsak, sadece onunla ilgilenmeliyiz. Başka sayfalarda dolaşmamak, gün içerisinde erişim süresini ve sayısını sınırlamak hatta bazı günler belirleyip, o günlerde internetle hiç bağlantı kurmamak yapabileceklerimizin bazıları.

Ama bütün bunları, kendimize zorla yasaklar koyarak değil de, günlük dijital yaşamımıza uygulamamız gerektiğini idrak edip içselleştirerek yapmalıyız.

Kaynak :  Clay Johnson – Bilgi  Diyeti


İzlenme: 1401
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR