MANŞET

İNSANLIĞA KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ

Gönül Görgülü

Gönül Görgülü

E-Posta :

 

Birey olarak, yalnız kendimize karşı değil, ailemize, çevremize, ülkemize, doğaya ve insanlığa karşı sorumluluklarımız vardır. İnsan haklarına duyarlı demokratik bir toplum, barış içinde yaşayan huzurlu bir dünya, ancak sorumluluğunu bilinçle yerine getiren bireylerle sağlanabilir. İnsanı toplumdan bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir.

Toplumdaki kimi sorunlar evrenseldir ve insan olma bilincine sahip olan herkesi ilgilendirir. Bu sorunlara çözüm üretmek, gelecek kuşaklara insan haklarına saygılı bir toplum geleneği ve yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmak, insan olma bilincine sahip her bireye düşen bir görevdir.

Hayatın daha yaşanabilir olması için bir iş bölümü ve dayanışma gereklidir. Bu da ancak sorumluluk bilinciyle olur.

İnsanlığın refahını artırmak ve barışı sağlamak, toplumsal eşitliği gerçekleştirmek için çalışmalı, sorumluluk üstlenmeliyiz. Bu, hem bir vatandaşlık görevi hem de insan olmanın gereğidir.

Sorumluluk kavramı çok geniş kapsamlı olup, doğaya ve çevreye olan görevlerimiz önceliklidir. Hepimizi ilgilendiren konuların başında gelen ve bilhassa gelişen teknoloji ile birlikte daha fazla yaşanmakta olan bu sorunların en başında çevre kirliliği gelmektedir.

Doğal dengenin insan eli ile zarar görmesi ve doğal çevrenin insanlarca kirletilmesi, yalnızca insanın değil, dünyadaki bütün canlıların yaşamını tehdit etmektedir.

Kişilerin çevre konusunda duyarlıklarını geliştirmede en etkili yollardan birinin, cezaların arttırılması gibi caydırıcı önlemlere ağırlık vermekten farklı bir şey olduğu söylenebilir. Doğaya zarar verenlerin etkili bir biçimde cezalandırılmasının gerekliliğini yadsımaksızın, kişilerin doğayı tanımalarına ve anlamalarına fırsat veren bilgilerle yaşamın her evresinde karşılaşmalarının sağlanması, kişilerin çevre ile ilgili fikirlerinin gelişmesine ortam yaratacaktır.

Doğaya olan sorumluluklarımızdan söz ederken hayvanları da unutmamak gerek. Hayvanlar, doğanın dengesinin korunmasında önemli bir yere sahip olup, doğanın ayrılmaz bir parçasıdırlar. İnsanoğlunun bilinçsizce müdahaleleri ve hatalı davranışları sonucu bazı hayvanların soylarının yok olmaya yüz tuttuğu görülmektedir.

Tarıma elverişli arazilerin korunmasının yanı sıra tarımın göz ardı edilen kısmı olan hayvancılık da geniş kitleleri ilgilendirdiği için teşvik edilmelidir. Bunun nedeni ise, ülke nüfusunun hızla artması, gıda maddelerine olan ihtiyacın da aynı oranda artmasını beraberinde getirmesidir. Dolayısıyla, insanların beslenmesinde ve sağlığında hayvansal ürünlerin üretiminin arttırılması büyük önem kazanmaktadır.

Dünya üzerindeki bitki türlerinin nesillerini sürdürerek varlığını devam ettirmeleri, yaşamsal döngüde tüm canlılar açısından önemlidir. Bu önemden dolayı, doğada mevcut bitki türlerinin korunması ve sonraki nesillere kaybolmadan aktarılabilmesi amacıyla, bizlerin bu konuda bilgi sahibi olması için medya kuruluşlarına, basın ve yayın organlarına, üniversitelere ve gönüllü kuruluşların desteğine ihtiyacımız var.     

Kaynakları bilinçli kullanmak ve gereğinden fazla tüketmemek de diğer bir sorumluluk konusudur.

 Toplumsal çıkarların, evrensel insani kazanımların ve kültürel mirasın korunması için mesleki bilgi, beceri ve deneyimlerimizi paylaşmamız gerekiyor.

Din, dil, ırk, inanç, cinsiyet, coğrafi ayırım farkı gözetmeden diğer kültürlere saygıyla yaklaşmak, farklılıkları ve kültürel çeşitliliği korumaya çalışmak sorumluluk alanımız içindedir.

Toplumsal görevlerimizden bir diğeri de, kamu mallarını korumak, haksız yollarla bunları elde etmeye çalışmamaktır.

Ülkelerimizi yönetecek siyasi yapının ve unsurlarının seçiminde yönetim ve karar alma süreçlerine katılmak, eşitlik ve sosyal adaleti önemsememiz için bizleri zorlar. Seçme hakkımızı kullanmak, meclisin kararlarını veya hükümetin uygulamalarını beğenip beğenmediğimizi göstermek, hak ihlalleri veya özgürlük kısıtlamalarıyla mücadele etmek de çok önemli bir sorumluluğumuzdur.

İnsanın ve doğanın güzelliklerinin yansıtan bütün sanat ve edebiyat etkinliklerinin geliştirilmesine ve yaygınlaştırılmasına doğrudan destek vermek de bize düşen sorumluluk kapsamındadır.

Teknolojik değişmenin hızlandırılmasına çalışırken bu teknolojinin, içinde yaşadığımız doğayı ve öteki insanları tahrip edecek biçimde kullanılmasına karşı çıkmalıyız.

İnsanoğlunun varlığını sürdürebilmesi için ekosistemlerle uyumlu ve denge içinde, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve geliştirilmesi olarak tanımlayabileceğimiz sürdürülebilir kalkınmayı, tüm dünya ülkelerinin politikası haline getirmek için somut adımlar atmak da bir sorumluluk konusudur.

Tüm bu saydığımız sorumluluklarımızın oluşturulmasında ve geliştirilmesinde, ailenin, eğitim kurumlarının, kitle iletişim araçlarının ve sivil toplum örgütlerinin önemli rolleri vardır.

Ancak bu yapının oluşumunda diğer birçok özellikte olduğu gibi çocukluk yıllarında oluşturulan temel, son derece önemlidir. Özellikle okul öncesi dönemde ailenin çocuğun kişiliği üzerindeki etkileri göz önüne alındığında bu etkinin derecesi daha kolay anlaşılacaktır. Ana babalar, çocuklarına sadece bilgi vererek çevre bilinci kazandıramazlar. Çünkü, özellikle çocukluk döneminde insanoğlu, sunulan bilgileri, kendisine model seçtiği kişileri taklit ederek oluşturduğu davranışlarla bütünleştirme eğilimindedir. Diğer bir deyişle ana babalar çocuklarına sergiledikleri davranışlarla da model olmaktadırlar. Ama, örneğin “çevreni temiz tut, yeşili koru” gibi mesajlar veren yetişkinler bu mesajlarla uyuşmayan, hatta çelişen, aksine çevreyi kirleten davranışlar sergilediklerinde onları gözleyen ve büyük ölçüde model alan çocukların “çevreyi koruma” konusunda bilinç geliştirmeleri güçleşecektir.

Sorumluluk bilincinin bireylerde yerleşmesinde sadece ailelerin çabaları yeterli değildir. Eğitim sisteminde de, çevrede meydana gelen değişikliklere duyarlı, gerekli kararları hızlı ve doğru biçimde alabilen, değişimin gereklerini en kısa zamanda programlara yansıtabilen bir okul kimliği geliştirmek temel ihtiyaç haline gelmiştir. Eğitim, bir gelişme ve geliştirme işi olup, yetiştirmek istediği kişilerin en iyi donanıma sahip olmasını sağlamanın yanında bireylerin en iyi karaktere ve bilince de sahip olmasını sağlar. İyi karakter, erdemli eylem alışkanlıklarından ve iyi yetiştirmeden gelir. Onun sayesindedir ki, çocuklarımız için zengin ve kuvvetli bir gelecek hazırlayabilir insanlara yurttaş kimliğini kazandırabilir, onları kamusal sorunlara karşı duyarlı bireyler haline getirebiliriz.

Eğitimin en önemli bir unsuru da öğretmenlerdir. Bilgi toplumunun eğitimcisi olan öğretmenlerin, bilginin eğitimsel değerinin farkında olacak, ona ulaşma konusunda da etkin bir rehberlik ortaya koymaları gerekmektedir. Bunun için de, öğretmenlerin bundan sonraki süreçte daha değişik ve yeni yeterliliklerle yetiştirilmeleri gerekmektedir.

Sonuç olarak, insanlığın ve yaşamın devamı için yapılması gerekenlerin tümü birbirine bağlı olup, hepsi zincirin bir halkasıdır. Sorumluluklarımızı yerine getirme hususunda hepimize çok büyük görevler düşüyor.


İzlenme: 702
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

MUĞLA - HAVA DURUMU

MUGLA

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ