DİYET … AMA SOSYAL MEDYADA

E-Posta :


Artık, günümüzde dijital iletişim araçları olmaksızın zaman geçiremez olduk. İnsanlar her yerde ellerinde mobil telefonlarıyla meşgul. Ya oyun oynuyorlar, ya da sosyal medyada var olma uğraşı içindeler. Bu gidişle dijital detoks yapmamız giderek zorlaşmakta. İnternet erişimi, yaşamımızın bir parçası haline geldi. Her yerde bulunması ve etkinlik sınırlarının olmaması bizlerin zaman kavramını yitirmemize ve bilgisayarı kapatma konusunda bir hayli zorlanmamıza yol açıyor. Sürekli tüketmeye zorlanan bireyler, biraz zaman geçirmek üzere karşısına geçtikleri bilgisayarlarından ayrılamıyorlar. Bakacağı şey sadece birkaç e-posta iken, gezindikleri sayfa sayısı düzinelerce oluyor. Aynen bir iki ihtiyacımızı almak üzere gittiğimiz marketlerden büyük bir sepetle çıkmamızda olduğu gibi.

Sheffield Üniversitesinden bilişim uzmanı Tom Stafford’a göre İnternet, uyuşturucu maddelerin yarattığı türde bir bağımlılık yaratmasa bile zorlayıcı, son derece etkili ve dikkat dağıtıcı.

Facebook sayfasına beş on dakikalığına bakmak isterken, kendimizi,  internetin albenisine kapılarak kedi videoları izlerken, fotoğraflara yorum yaparken, veya aklımıza takılan bir konuyla ilgili Google’da arama yaparken, bambaşka bir konudaki yazıyı okurken buluveririz.

Siz de, benim gibi kendinizi bu tanımlamaya yakın buluyorsanız kaygılanmayın. Çünkü uzmanlar, İnternetin nasıl yapılandırıldığı dikkate alındığında, bu tür bir davranışın doğal olduğunu söylüyorlar.

Öyle ki, İnternet kullanımının ruhsal etkilerini araştıran Linda Stone’a göre e-postaları okurken ya da ekran başındayken, insanların  %80 i kesik kesik soluk alıp veriyor veya soluksuz kalıyorlarmış.

Bu konuda araştırma yapanlar, insanın, zamanla, gelen ileti uyarısı veya Facebook ana sayfası gibi işaretleri, kendilerinde güzel duygular uyandıran beyin kimyasallarıyla ilişkilendirmeye başladığını ve bunun da toplumsal furyaya katılmayı bir alışkanlığa dönüştürdüğünü söylüyorlar..

Yine, araştırmalar, istencin tıpkı bir kas gibi işlev gördüğüne işaret ediyor; güçlendirilebileceği gibi, bitkin düşüp tükenebiliyor da. Bu da özdenetimimizi yok edebiliyor.

İnternetin mengene etkisinden kurtulmak istiyorsak birkaç basit yönteme başvurabiliriz. Gezinme (surf)  süresini kısıtlayan web-önleyici araçlar kullanmak zamanı denetlememize yardımcı olabiliyor. Bir diğer yöntem de önceden programlayıp, bilgisayarda sözgelimi 20 dakika, ya da belli bir iş tamamlanıncaya dek çalışmak ve ardından 5 dakikalık bir gezinmeyle yetinmek olabilir.

BİLGİ DİYETİ

Bilgi diyeti olur mu sorusu da aklımıza gelebilir. Bu sorunun yanıtı Clay Johnson’a göre “Evet”. Sağlıksız beslenmek nasıl obeziteye neden oluyorsa, gereksiz ve yanlış bilgilerle beslenmek de bilgi obezliğine yol açıyor.

Yanlış beslenme sonucunda ortaya çıkan obezitenin tedavisinde diyetisyenlerin yaptığı şey, doğru ve sağlıklı beslenmeyi öğretmekse, bilgi toplumunda da bunu önleyecek davranış biçimleri var.

Yönlendirilmiş yanlış bilgilendirme süreçleri, İnternetin yaygınlaşması ile güç kazanan ve küresel ölçekte en üst düzeyde enformasyon akışı bizleri bilgi obezi haline getirmekte. Bu nasıl mı gerçekleşiyor dersek, ana akım medya metotlarının dijital imkanlarla güçlendirilmesi ve dönüştürülmesiyle.

Okuduğumuz her bilgiye inanıyor, bu da yetmezmiş gibi paylaşarak yanlış bilgi çöplüğünü büyütüyoruz. Yapmamız gerekenleri bilirsek bunun önüne geçebiliriz. Bilgi obezitesine karşı işte yapılacaklar listesi.

1- Sadece gereksinim duyduğumuz bilgileri tüketmeliyiz.

2- İnternetteki bir bilgiyi paylaşmadan onun doğruluğundan emin olmalıyız. Okuduğumuz haberlerin tarihlerini  kontrol etmekte yarar var.

3-Fotoğrafları Google’da aratalım. Google ana sayfasının sağ üst kısmında “Görseller” yazar. Bu linkten Google’da görseli aratırsak bu fotoğrafın daha önce kullanılıp kullanılmadığına dair en sağlam bilgiyi öğrenebiliriz.

4-Bilginin kaynağını bulmaya çalışalım. Edindiğimiz bir bilgi, gözümüzle görmediğimiz, kulağımızla duymadığımız sürece hiçbir zaman güvenilir değil çünkü.

5-Atıldığı varsayılan bir tweetin ekran görüntüsünü gördüğümüzde ilk yapacağımız şey, bu tweeti attığı varsayılan kişinin profilinde tweet var mı diye bakmak olmalı. Eğer varsa, söylenen tarih ve saatte mi atılmış, kontrol edilse iyi olur.

 Bir tweet silindiğinde çoğumuz onun tamamen ortadan kalktığını düşünürüz. Ancak, tweeti atıp silen kişi milletvekiliyse bu süreç öyle kolayca sonlanmıyormuş.  Politwoops ve Genel İzleyici gibi araçlar sayesinde milletvekillerinin sildikleri tweetlere, tweetledikleri ve sildikleri tarih bilgisine  ulaşmak mümkünmüş.

6-Mizahi unsurlar taşıyan haberlere dikkat etmek gerekiyor. Bazı mizah zekası düşük siteler, gerçekle şakanın dozunu ayarlayamadığında haberin gerçek olduğu izlenimini daha çok veriyor. Bu yüzden, mümkünse haberi okuduğumuz sitenin diğer haberlerine göz atalım. Eğer hala emin değilsek “who.is “ gibi bir araçla web sitesinin kime ait olduğunu ve hangi tarihte yayına girdiğini bulmaya çalışalım.

Ama bütün bunları, kendimize zorla yasaklar koyarak değil de, günlük dijital yaşamımıza uygulamamız gerektiğini idrak edip içselleştirerek yapmalıyız.

SOSYAL MEDYA DETOKSU

Bu konuda da yapabileceklerimiz konusunda önerilenler listede şöyle sıralanmış. Bağımlılık derecemize göre içlerinden bir ya da ikisini seçip, uygulayabiliriz.

1-Kendinize kurallar koyun. Örneğin "akşam 6'dan önce Facebook'a girmeyeceğim", "iş saatlerinde Twitlere bakmayacağım" ya da "Instagram'a günün belirleyeceğim  aralığında gireceğim" gibi... Bunları küçük post-itlere yazıp, görebileceğiniz yerlere asın ki sizi motive etsinler.

2-Vakit kaybettiren siteleri bloklayın. Çalışırken vaktinizi çalan siteleri geçici süre için engelleyin.

3-Güvendiğiniz -ve hafızası sağlam- bir arkadaşınıza, tüm sosyal medya hesaplarınızın şifrelerini verin ve ondan bu şifreleri değiştirip, yenilerini size söylememesini isteyin. Ta ki belirlediğiniz sürenin sonuna dek; bir hafta, bir ay, bir yıl...

4-Listelerden faydalanın. Twitter'da tüm timeline'ı okumak yerine, sadece ilgilendiklerinizden oluşan listeler yapın ve bunlara bakın : Arkadaşlar, İş, Haberler gibi..

5-Ve RSS kullanın. İlginizi çeken siteleri, blogları gezmek için RSS ( yeni eklenen içeriğin kolaylıkla takip edilmesini sağlayan bir web sayfası) okuyucuları kullanın. Böylece sadece içeriklere odaklanabilir, linkler, reklamlar ve görsellerle dikkatinizi dağıtmazsınız. Üstelik tüm siteleri bir defada okuyabilirsiniz de...

6-Bir şeyler okumak için tabletinizi elinize aldığınızda sosyal medyaya dadanmadan duramıyorsanız,

      bir Kindle ( elektronik kitap okuyucu) edinin.

7-Eğer Instagram'i gerçekten fotoğraf çekmek için kullanıyorsanız, dijital bir makine edinin.

Twitter ve Facebook sizin için yazıp içinizi dökme mecralarıysa, elinize kağıt ve kalem alın.

8-  Cep telefonunuz yerine ev telefonuyla konuşun...

9-Hesaplarınızı silin. Eğer hiç biri fayda etmiyorsa ve iradenize söz geçiremiyorsanız,      hesaplarınızı silin ya da dondurun. Merak etmeyin, sizden önemli değiller.

10-Önemli kişilerin doğum günlerini Google Takvim'e kaydedin. Sonra da bunlar için hatırlatıcılar ayarlayın.

11-İlginizi çeken kişileri takip etmeyi bırakın.

12-Sosyal medyayı başka bir etkinlikle değiştirin. Sosyal medyaya ayırdığınız süreci yeni  hobilere ayırabilirsiniz.

13-Telefonunuzdan sosyal medya uygulamalarını silin.

14-Başka sayfalarda dolaşmamak, gün içerisinde erişim süresini ve sayısını sınırlamak hatta günler belirleyip, o günlerde internetle hiç bağlantı kurmamak yapabileceklerimizin bazıları.

Kaynak :  Clay Johnson – The Information Diet

Tanya Goodin –  OFF: Your Digital Detox for a Better Life


İzlenme: 156
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR