İNTİHAL SUÇU VE BİLİMSEL ETİK

E-Posta :

“İntihal”, çok kullandığımız ve aşina olduğumuz bir kelime olmayıp, daha çok akademik çevrelerde telaffuz edilen bir kavram. Bu kelimenin anlamı, başkalarının eserlerinden alınan unsurları, çalıntı bilgileri kendi eseri olarak sahiplenmektir. Kendine mal etme anlamına gelen intihal kelimesi son yıllarda sık sık duyulur oldu. İntihalin ahlaki açıdan hırsızlık veya sahtekârlık yoluyla çıkar sağlamaktan farkı yoktur.

Genel olarak yapılan ve intihal olarak kabul edilen davranışlar şunlardır.

● Alıntının kaynağı hakkında yanlış bilgi vermek. 

● Başkasının çalışmasını kendininmiş gibi teslim etmek.

● Başkasının kelimelerini ya da fikirlerini kaynak göstermeden kopyalamak.

● Alıntıyı tırnak içine koymada başarısız olmak. 

●  Kelimeleri değiştirmek fakat kaynak göstermeden kaynağın cümle yapısını kopyalamak.

●  Kaynak gösterip ya da göstermeksizin, çalışmanın ana kısmını oluşturan kaynaktan çok fazla kelime  ya da fikir kopyalamak.

Buna benzer diğer bir hırsızlık olayı olan Aşırma (plagiarism) ise başkalarına ait olan araştırma 

verilerini, yazılarını ve şekillerini kaynak bildirmeden kullanmak olarak tanımlanıyor. 

“Aşırma” ile yazılan ödevlerin belirli ortak özellikleri vardır. En sık görülenler ise şunlardır:

   Karışık atıf yapma yöntemleri:  Öğrencilerin birçoğu “kes-yapıştır” yöntemi ile aşırma yaptıklarından yazılı ödevlerinde birkaç çeşit atıf yöntemi kullanmaktadırlar.

Örneğin;  yazıda, yazı fontu olarak Verdana ve Tahoma birlikte kullanılmışsa veya kaynakları yazarken APA ve Chicago yöntemleri yer yer birlikte görülüyor olması, ödevde “aşırma” olduğunu gösterir.

   Atıf eksikliği:   Ödev kağıdında hiç bir kaynağa veya yazara atıf yapılmamış olması, öğrencinin ansiklopedi gibi genel bilgi veren bir kaynaktan yararlanmış olduğunu ya da öğrencinin atıf yapma ve kaynak belirtme yöntemlerinden haberdar olmadığını akla getirir. Bu da kaçınılmaz olarak “aşırma”ya girer.

   Çok eski tarihli kaynaklar:  Bir ödevde güncel kaynakların olmaması da “aşırma” işaretidir. Pek çok öğrenci, çok eski kaynakların yenilerine göre çoktan “unutulmuş” olduklarını düşünür ve bunlardan “aşırma” yapmayı tercih eder.

Hangi özelliklerinden dolayı geçmiş tarihli bir kaynağı kullanmış olduğunu(dolayısıyla bu kaynağı daha güncel kaynaklara neden tercih etmiş olduğunu) ya da yazısında geçen çok zor bir kelimeyi ne anlamda kullanmış olduğunu sorarak onun kağıdına geçerlik kazandırılabilir.

   Dil kullanma tarzı ve kelime seçiminde kaymalar:  “Aşırma” yapan öğrencilerin pek çoğu ödevlerinde görünen dilin tutarlı olması gerektiğinden haberdar değildirler. Bundan dolayı da, farklı farklı kaynaklardan paragraflar kesip yapıştırırken bu kaynaklardaki üsluba hiç dikkat etmezler. Bir ödevde kullanılan dil, resmi bir tarzdan güncel tarza, basit gramer yapısından karmaşık yapılara, sade bir anlatımdan süslü bir anlatıma geçiyorsa ya da yazının kimi bölümleri geri kalanına göre çok daha zayıf görünüyorsa aşırma var, demektir.

Üniversitelerde, bilim ve eğitim dünyasında, bilgi vermek iddiasındaki her türlü yayında bilginin doğruluğu, kökeni ve sahipliği konusunda sahteciliğin yaptırımsız kalması genç nesillerde ve toplumda ne yazık ki ahlak standartlarını düşürüyor. Sahteciliğin bilgi alanında olması da bu ortamda yetişen gençlerin mesleki yetkinliklerine, dolayısıyla da toplumun üretkenliğine ve refahına olumsuz etki yapıyor.

İntihal suçu sadece YÖK bünyesinde cezalandırılan bir suç değildir. İntihal suçu Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na (FSEK) göre de suç. Eğer yazdıklarınız sizin fikirleriniz, düşünceleriniz, özgün araştırma sonuçlarınız veya tüm toplum tarafından bilinen genel bilgiler değil ise; bir başka kaynakta okuduğunuz, duyduğunuz gördüğünüz herhangi bir şey ise, bu kaynağı yazımızda uygun atıf kurallarına göre belirtmek zorundayız. Esinlenilenin sadece fikir, görüş, yazılı herhangi bir şey olması da gerekmez. Bir sanat eseri, bir görüntü, bir film, şarkı, grafik ve benzeri unsurlar için de aynı şey geçerlidir. Bunların mutlaka kayıtlı ortamdan sağlanması da  şart değildir. Yapılan bir görüşme sonucu elde edilmiş bilgilerin nereden, ne zaman, kimden alındığının belirtilmesi gerekir. Sonuç olarak elde edilen bilginin bizim dışımızda bir başkası tarafından üretilmiş olması, o bilginin kaynağını belirtilmesinde zorunluluk yaratır.

İntihal suçu sabit görülen birçok öğrenci ya en hafif ceza olarak nitelendirilebilecek olan dersten bırakılma cezası alır ya da yönetmelikte belirtilen okuldan uzaklaştırma cezası alır. Bununla birlikte intihal yaptığı gerekçesi ile birçok akademisyenin unvanları alınmış, bazıları görevlerinden istifa etmek durumunda kalmış ve hatta bazen de onlar için meslekten ihraç davaları açılmıştır. Hâl böyle olunca bu sorunun çözülmesi için birçok çalışma yapılmıştır. Bu sorun ile ilgili üniversitelerde etik komisyonları kurulmuş, konu ile ilgili etkinlikler yapılmış ve hatta konu, son Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kanununda ele alınmıştır. Ancak, bu durumda insanların aklına sorunun çözümü için etik mi daha iyi bir yöntemdir yoksa hukuk mu daha iyi bir yöntemdir sorusu gelebilir.

        Bilimsel çalışmalarda birçok etik dışı uygulamanın eğitim eksikliğinden kaynaklandığı bilinmektedir. Bu durum yapılan yanlışın, yanlış olduğunun bilinmemesi nedeniyle tekrarlanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, işin eğitim boyutu giderek daha ön plana çıkmaktadır. Ortaokul ve lise öğrencilerinin ödev ve proje hazırlarken, intihale veya aşırmaya başvurmaları bu suçun başlangıç aşamasının öğrencilik yılları olduğunu gösteriyor. Bu noktadan hareketle, konuyla ilgili eğitimin öğrencilik yıllarında verilmesinin gereğini daha iyi anlıyoruz.

       Eğitimin her aşamasında öğrenciye araştırma becerisi kazandırarak ve  araştırma süreci ve uyulması gerekli kuralları  öğreterek bunu başarmak mümkün. Bu eğitim ne kadar erken yaşta verilmeye başlanırsa, bu davranışların alışkanlık haline gelmesi o kadar kolay olacaktır. Derslerde bu konunun ele alınıp verilen ödevlerin değerlendirilmesinde gerekli denetimin yapılması ve öğrencinin sadece içerikle ilgili olarak değil, alıntılar konusunda da geri bildirim alabilmesi davranışların pekişmesini kolaylaştıracaktır. Kütüphanelerin düzenleyeceği bilgi okuryazarlığı programları bu açıdan önemlidir. Bu programlarda bilgiyi değerlendirme, sentezleme ve sunmanın öğrenilmesinin yanı sıra etik dışı davranışlar ve bunlara karşı uygulanan yaptırımların da ele alınması konuyla ilgili duyarlılığı artıracaktır.

İntihal, dünyada çeşitli yaptırımlarla engellenmeye çalışılıyor. Bu önlemlerin küçük farklılıklara rağmen ülkemiz ile benzer uygulamalar olduğu görülmektedir. Ancak, bu durum karşısında yapılacak şeyler ilgili kurumların yayınladığı yasa, yönerge ve yönetmeliklerle belirlenmiş olmasına rağmen, bunların uygulanması konusunda farklılıklar olduğunu görüyoruz.

     Tıpkı maddi alandaki yolsuzluklar gibi intihal de ciddiyetle, açıklıkla ve hakkaniyetle izlenmeli, intihal yapanların sorumlulukları, unvan, konum ve bağlantılarına bakılmaksızın ele alınmalı, ceza ve yaptırımlar uygulanmalıdır.

Üniversiteler ve YÖK intihal konusunda etkili ve adil bir yasal düzenleme için çalışma yapmalı, önerilerini en kısa zamanda Yasama ve Yürütme organlarına iletmeli ve kamuoyu ile paylaşmalıdır. Üniversiteler, akademik dürüstlük ve intihal konusunda ilkelerini açık şekilde açıklamalılardır. Siyasi partiler ve milletvekilleri bu konuda açık ve adil düzenlemelerin gerçekleştirmesinde daha duyarlı olmalılar.


İzlenme: 196
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR