Serkan Yazıcı

ZAMANA UYGUN İKİ FIKRA

Gökten Ulugergerli

Gökten Ulugergerli

E-Posta : gokten_ulugergerli@hotmail.com

Bizim Marmaris Belediye Başkanlığı işi de Temelin işine döndü. Herkes birbirine soruyor adaylık ne oldu ne oldu diye. Temel binanın altıncı katından düşmüş. Hemen çevresine bir kalabalık toplanmış. Yoldan geçen biri kalabalığı yarmış ve yaralı Temel’in üzerine eğilip sormuş: “Ne oldu? “ Temel zorlukla konuşmuş: “Vallahi bilmiyorum. Ben de şimdi geldim.” Evet, aynen böyle kime sorsan aday kim diye, köyden yeni gelenlerin dediği gibi, ‘bende şimdi geldim’ diye cevap alıyorsunuz. Herkesi memnun etmek imkânsızdır. Bunu da bir Nasrettin hoca fıkrasıyla anlatalım. Nasreddin Hoca bir gün çarşıya gidecek. Eşeğini hazırlar. Oğlunu da yanına alır. Çocuk ne de olsa küçük... Yorulmasın diye onu eşeğe bindirir. Kendisi de hayvanın yularından çekerek yola koyulur. Biraz giderler, bir adam yollarını keser. Doğrudan doğruya çocuğa: — Sen eşeğe binerken babanı yaya yürütmeye utanmıyor musun? Sen çocuksun, gençsin... Yaya da yürüyebilirsin. Saygıya değer, kocaman sarıklı bir hoca olan babanın yaya gitmesine gönlün nasıl razı oluyor? diye çıkışır. Çocuk hemen eşekten iner: — Gördün mü baba? der. Bak herkes beni ayıplıyor. Hâlbuki eşeğe beni zorla bindiren sensin! Sen eşeğe bin, ben yedeyim... Hoca itiraz etmez... Adama biraz da hak verir.. Eşeğe biner. Oğlu da yulara yapışır, yeniden yol î almaya Başlarlar. Az sonra bir başkası karşılarına çıkar. Bir eşeğe kurulmuş olan Hoca'ya, bir de yulara yapışmış küçük çocuğa bakar. Sonra da: — Yazıklar olsun sana Hoca! der. Başına bir de kocaman sarık sarmışsın. Kendin tek başına eşeğe kurulmuş gidiyorsun da, parmak kadar oğlunu yaya yürütüyorsun! Senin hiç mi vicdanın yok? Nasreddin Hoca bu sözü de doğru bulur. Oğlunu hemen arkasına alır. Böylece eşeğe baba oğul beraberce binmiş olurlar. Epeyce de rahatlar. Artık hiç kimsenin bir şey diyemeyeceğini düşünmektedir. Pazara iyice yaklaştıkları sırada, bu sefer birkaç kişi birden yollarını keserler. Biri hayvanın yularını tutarak onu durdurur ve yüksek sesle konuşmaya başlar: — Bu ne insafsızlık böyle? Şu zavallı eşek ikinizi birden nasıl taşısın? Hayvanın ayakları titriyor. Ağzı var, dili yok diye zavallı hayvana böyle zulmetmek doğru mu? Hayvanlara zulmetmenin de günah olduğunu bilmez misin? Bir de üstelik hoca olacaksın! Yazıklar olsun sana! Hoca bu söze de diyecek bir şey bulamaz. Adamı gayet haklı bulur. Hemen eşekten iner. Tabii oğlu da yere atlar. Eşeği yedeklerine alarak pazara doğru taban tepmeye koyulurlar. Artık hiç kimsenin kendilerine bir söz söylemeyeceğine emindirler. Tam pazara girerlerken birkaç kişiye daha rastlarlar. Bunlar kendilerini şaşkın şaşkın seyrederlerken biri yüksek sesle: — Şu dünyada ne budala insanlar var! diye söylenir. Şunlara bakın hele! Kendileri kan ter içinde yürüyorlar, arkalarında ise mükemmel bir eşek var. Allah eşeği kulları binsin, rahat etsin, yorulmasın, diye yarattığı halde bunlar oralı bile değil!.. Hayvanı peşleri sıra boş yere çekip duruyorlar. O zaman Nasreddin Hoca daha fazla dayanamaz, oğluna döner: — Görüyorsun ya oğul! der. Şu dünyada herkesi memnun etmeye imkân yok. Sana her söyleneni yapmaya kalksan bile yine de seni tenkit ederler. Ne yaparsan yap, yine de halkın dilinden kurtulamazsın! İyisi mi, sen, doğru bildiğin yoldan ayrılma! Arkandan, ne isterlerse söylesinler, kulak asma!


İzlenme: 129
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR